Kasım24 , 2022

Büyük dahi Leonardo da Vinci’den, Mona Lisa

İlgili Yazılar

Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı’sında minyatüre dair betimlemeler

Bu çalışma, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un...

Küratörlük: Çok katmanlı bir evrenin ardında

Müzecilik kavramı ile birlikte ortaya çıkmış olan küratörlük, zaman...

Heykelleri dünyaya “Umut” dağıtıyor…

25 yıldır sanatsal üretimini sürdüren ve eserleri Türkiye’nin yanı...

Açelya Akkoyun: İnsan kendi özünü yaşamalı

Ünlü oyuncu Açelya Akkoyun “İyi ki Kadınım” isimli kitabıyla...

Sefaletine katlanmak için anlatan insan

Kriz zamanlarında özgün fikirler artar ve krizi çözmese de...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

Rönesans’ın en büyük dahisi, İtalyan mimar, mühendis, heykeltıraş, filozof, astronom, müzisyen, matematikçi, anatomici, botanikçi, mucit ve ressam Leonardo da Vinci’nin Mona Lisa’sı, Fransa’nın başkenti Paris’teki Louvre Müzesinde sergileniyor.
Leonardo, gelmiş geçmiş en önemli ressamlardan biri olarak kabul edilse de hayatı boyunca resim sanatına ayırdığı zaman çok azmış. Resimlerini bitirmemesiyle bilinen Da Vinci, ömrüne göre çok az sayıda eser üretmiş. Leonardo’ya ait olduğu söylenen resim sayısı sadece 15.

Dört santim kalınlığında kavak ağacından bir pano üzerine yapılan, dünyanın en ünlü resmindeki kadın, Leonardo da Vinci’ye bu eserin siparişini veren Floransalı ipek tüccarı Francesco del Giocondo’nun karısı Lisa del Giocondo; evlenmeden önceki adıyla Lisa Gherardini.

Mutlu mu hüzünlü mü? Yoksa canı mı sıkılmış?

Mona, İtalyanca “Hanımım / Kadınım” anlamına gelen “Ma Doona” kelimesinin kısaltması. İtalyanlar tabloyu “La Gioconda” olarak adlandırırken Fransızlar “La Joconde” diyor. La Joconde, ”neşeli” demek.

Soylu meclislerinde şarkı söyleyecek kadar güzel bir sese sahip olan ve aynı zamanda lir ve flüt çalabilen Leonardo da Vinci’nin, resim yaparken müzisyen tuttuğu ve müzik dinlediği biliniyor. Her yıl sekiz milyon kişinin görmek için kuyruğa girdiği Mona Lisa’nın belli belirsiz gülümsemesi, gizemini her zaman korumuş. Mutlu mu, hüzünlü mü? Yoksa canı mı sıkılmış? Belki de sadece çalan müziğin tadını çıkarıyor.

Aslında cevap basit: Siz nasıl görmek istiyorsanız öyle.

Mona Lisa’nın bizi takip eden gözleri 

Mona Lisa’nın meşhur gülümsemesinden başka, nereye gidersek gidelim, “bizi takip eden” gözlerinin de ayrı bir gizemi var. “Mona Lisa etkisi” adı verilen bu olgu, her ne kadar eserin büyüsünü artırsa da aslında doğru değil. Almanya’daki Bielefeld Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmayla, Mona Lisa’nın, hafifçe kendi soluna doğru, bizim de sağ omzumuzun üstüne doğru baktığı tespit edilmiş.

Gelelim Mona Lisa’nın kaşlarına ve kirpiklerine… Kadınların, güzellik adına o zamanlar kaşlarını ve kirpiklerini aldığı biliniyor. Ancak 2007 yılında yapılan ultra-yüksek-çözünürlüklü taramalarla, zamanında Mona Lisa’nın kaşlarının ve kirpiklerinin var olduğu görülmüş. Yıllar içinde gereğinden fazla yapılan temizlik uygulamalarıyla, Mona Lisa kaşlarına ve kirpiklerine veda etmek zorunda kalmış.

 

Tabloya müthiş bir dinginlik hakim…

Leonardo’nun sırrı, kendi buluşu olan “Sfumato” tekniğinde saklı. Bu tekniğin en önemli özelliği, keskin çizgiler yerine, hatlar ve renkler arasında fark edilemeyecek kadar yumuşak geçişler kullanılması. Bunu, özellikle Mona Lisa’nın gözleri, dudakları, yüzünün sağ tarafı ve çenesinde görebiliyoruz.

Resme derinlik veren arka plana da bu yumuşak geçişler hakim. Leonardo, Lisa del Giocondo’nun gözlerini tam göz hizamıza ve manzaradan yukarıya yerleştirerek onu iki boyutlu düz bir figür olmaktan çıkarıp arka plandan sıyrılmasını sağlamış.

Bir soru: Mona Lisa’nın başındaki tül örtüyü fark ettiniz mi?

Çağdaşları tarafından “Il Florentine” yani “Floransalı” olarak bahsedilen Leonardo’nun ince işçiliğini, Mona Lisa’nın, nakışlarına ve en küçük kıvrımlarına kadar işlediği elbise ve el detaylarında görebiliyoruz.

İlginç bir bilgi: Mona Lisa’nın Louvre Müzesinde kendisine ait bir posta kutusu var ve günümüzde bile dünyanın her tarafından çiçek ve mektup yağmuruna tutuluyor.

 

Mona Lisa’nın gerçek kimliği: Lise del Giocondo

Tam 500 yıl boyunca Mona Lisa’nın kimliğiyle ilgili tartışmalar devam ederken kadının kim olduğunu, Almanya’daki Heidelberg Üniversitesinin kütüphanesinde bulunan bir kitaptaki, 1503 yılının Ekim ayına ait sekiz satırlık bir not sayesinde öğreniyoruz.

2005 yılında, bir sergi için hazırlık yapan araştırmacı Armin Schlechter, Romalı devlet adamı Cicero’nun mektuplarının derlemesinden oluşan 1477 basımı bir kitapta rastlamış bu satırlara.

Notlar, İtalyan devlet memuru Agostino Vespucci’ye ait. Vespucci burada, ünlü antik Yunan ressam Apelles ile Leonardo arasındaki üslup benzerliğine örnek olarak Mona Lisa’yı göstermiş.

İlginç bir bilgi: Agostino Vespucci, Amerika kıtasına adı verilen meşhur kaşif Amerigo Vespucci’nin kuzeni.

 

KAÇIRILMA HİKAYESİ…

Sırada, Mona Lisa’yı dünyanın en meşhur kadını yapan kaçırılma hikayesi var…

Mona Lisa tablosu, 21 Ağustos 1911 günü, sabah 7 civarı, bir İtalyan vatandaşı olan ve eserin vatanı İtalya’ya dönmesi gerektiğini düşünen Vincenzo Perugia tarafından çalınıyor.

Vincenzo, müze görevlilerinin giydiği beyaz bir önlükle, çalışan kılığında içeri giriyor, Mona Lisa’nın bulunduğu salona gidiyor, tabloyu duvardaki dört kancasından çıkarıyor, servis merdivenlerine geçerek çerçevesini söküyor, beyaz önlüğüne sarıp koltuğunun altına alarak müzeden ayrılıyor.

 

 

Mona Lisa’yı Paris’teki evinde iki yıl sakladıktan sonra Floransa’ya geçen Vincenzo, bir resim galerisi sahibiyle irtibata geçince yakayı ele veriyor.

Çalındığı haberi aylarca dünya basınında yer alan ve bulunması için binlerce posteri basılıp sokaklara dağıtılan Mona Lisa, işte bu olaydan sonra bugünkü ününe kavuşuyor.

 

Birçok sanatsever tarafından gereğinden fazla abartıldığı düşünülen Mona Lisa’dan çok daha güzel onlarca resim var, bu doğru olabilir, ancak Mona Lisa, hala Mona Lisa!

Floransalı bir ressama ait olan Mona Lisa’nın, Fransa’da ne işi var diye sorabilirsiniz.

1517 yılında Fransa Kralı I. Francois tarafından Fransa’ya davet edilen Leonardo, bu daveti kabul etmiş ve hayatının geri kalanını Fransa’da geçirmiş. Ölümünden sonra, yardımcısı Salai, Mona Lisa’yı krala satmış.

Bir süre Napolyon’un yatak odasındaki duvarı da süsleyen Mona Lisa, günümüzde kurşun geçirmez bir camın arkasında, sıcaklığı ve nemi bilgisayarlarla kontrol edilen bir odada sergileniyor.

Son olarak, Rembrandt’dan Van Gogh’a, Matisse’ten Picasso’ya kadar neredeyse bütün meşhur ressamlar geride birçok otoportre bırakmışken Leonardo da Vinci, kendisini 60 yaşındayken resmettiği, sadece 21×33 cm boyutlarında, küçücük bir resim yapmış.