Mimari özellikleri ve barındırdığı sanat eserleriyle 1960’lı yılların “modern” anlayışını yansıtan Anafartalar Çarşısı, tuval resimlerinin yanı sıra duvar resimleri de üreten Nuri İyem’in eserlerine de ev sahipliği yapıyor. İyem’in bu yapıdaki duvar resimleri, sanatçının 1950’li yıllardan 1960’ların ortalarına kadar sürdürdüğü sanat anlayışının mimari mekâna yansımaları olarak dikkat çekiyor.
E-Bülten'e Abone Olun
Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.
YAZI: MUZAFFER KARAASLAN
1950’li ve ‘60’lı yıllar, Türkiye’de kamusal alanlara yönelik sanat üretiminde gözle görülür bir artışın yaşandığı dönemlerdendir. Bu yıllarda mozaikler, seramik panolar, rölyefler ve duvar resimleri en yaygın uygulamalar arasında yer alır. Kamusal alanlardaki sanat üretiminde gözlenen artışın temel nedenlerinden biri, 1953 yılında gerçekleştirilen Milletlerarası Mimarlar Kongresi’dir. Bu kongrede, farklı sanat disiplinlerinin bir arada kullanılmasının gerekliliği savunulur ve söz konusu yaklaşım Türkiye’de etkili olur. Daha önce de çeşitli kamusal sanat üretimleri bulunmakla birlikte 1950’li yıllardan itibaren ve özellikle 1960’larda, yeni inşa edilen yapılarda sanat eserlerinin yer almasına yönelik girişimler artar. Bu anlayışla şekillenen örneklerden biri de Ankara’da bulunan Anafartalar Çarşısı’dır.
Anafartalar Çarşısı, Ankara’nın Ulus kent merkezinde konumlanır ve kentin önemli mekânlarından biri olarak öne çıkar. 1960’lı yıllarda inşa edilen yapının projesi, bir mimari yarışma sonucunda belirlenir. Mimarları ise Ferzan Baydar, Tayfur Şahbaz ve Affan Kırımlı’dır.

Yapı, hem mimari özellikleri hem de bünyesindeki sanat eserleriyle dönemin “modern” anlayışını yansıtan simgesel örneklerden biridir. Çarşının farklı bölümlerinde yer alan seramik panolar ve duvar resimleri, Türkiye’nin sanat ortamında tanınan pek çok ismi bir araya getirir. Yapıda Füreya Koral, Cevdet Altuğ, Seniye Fenmen, Attila Galatalı, Arif Kaptan, Adnan Turani ve Nuri İyem gibi sanatçıların farklı tekniklerle ürettikleri eserler bulunur. Günümüzde yapı, özellikle seramik panolarıyla öne çıkar. Türkiye’nin ilk kadın seramik sanatçısı olan Füreya Koral’ın çok sayıda eserine ev sahipliği yapması, yapıya dair algının daha çok seramik odaklı şekillenmesine neden olmuştur. Bu yazıda seramik eserlerden ziyade duvar resmine, özellikle de Nuri İyem’in yaptığı çalışmalara odaklanılacaktır.
Nuri İyem, 1915’te İstanbul’da dünyaya gelir. Babasının mesleğinden dolayı Anadolu’nun farklı kentlerini görme imkânı yakalayan sanatçı, bir dönem Arnavutluk’ta da yaşar. Eğitim hayatını farklı okullarda sürdüren sanatçı, lise yıllarında Güzel Sanatlar Akademisi hocalarından Nazmi Ziya Güran’a resimlerini gösterme imkânı bulur ve Güran’ın desteğiyle akademiye girer. Akademide ilk önce Güran’dan eğitim alan Nuri İyem, ardından resim sanatının önemli isimlerinden İbrahim Çallı, Hikmet Onat ve Leopold Levy’den de dersler alır.
Sanat yaşamı boyunca yeniliklere açık bir tutum sergileyen Nuri İyem, 1940 yılında Yeniler Grubu’nun kurucuları arasında yer alır. Grup, sanat anlayışlarını toplumcu gerçekçilik ekseninde şekillendirerek, 1941 ile 1951 yılları arasında çeşitli sergiler düzenler ve dönemin sanat ortamında dikkat çeker. Toplumsal konuları ön planda tutan bu oluşum, sanat aracılığıyla toplumun gerçeklerine ayna tutmayı amaçlar. Grup üyeleri arasında Kemal Sönmez, Turgut Atalay, Selim Turan, Avni Arbaş, Abidin Dino, Mümtaz Yener, Haşmet Akal, Agop Arad, Fethi Karakaş, Yusuf Karaçay, Faruk Morel ve İlhan Arakon gibi dönemin önemli sanatçıları da yer alır.
İyem’in sanat pratiğinde farklı dönemlere yayılan çeşitli üslup arayışları dikkat çeker. 1940’lı yıllarda gerçekçi ve figüratif anlayışla çalışan sanatçı, 1950’lerden 1960’ların ortalarına dek soyut ve non-figüratif yönelimlere ağırlık verir. Bu dönemde biçimsel arayışlarını öne çıkaran İyem, sonrasında yeniden figüratif anlatıma yönelir. Özellikle bu geçişten sonra, Anadolu’nun toplumsal ve kültürel gerçekliğini yansıtan eserler üretir.
İYEM’E AİT 5 ADET DUVAR RESMİ
Sanatçı, tuval resimlerinin yanı sıra çeşitli duvar resimleri de üretir ve bu eserleri Ankara, İstanbul, İzmir ve Adana gibi Türkiye’nin önde gelen şehirlerinde yer alır. İstanbul’da Belediye Sarayı’na, İzmir’de Alsancak’taki Emlak ve Kredi Bankası binasına, Adana’da Kazım Türker için hazırlanan yapıya, Ankara’da ise Türkiye Petrolleri Kurumu, Mola Otel ve Anafartalar Çarşısı’na duvar resimleri ve yine duvar resmi olarak tanımlayabileceğimiz dekoratif panolar uygular. Bu yazıda, sanatçının Anafartalar Çarşısı’nda gerçekleştirdiği duvar resimlerine odaklanılacaktır.

Yukarıda da belirtildiği üzere, Anafartalar Çarşısı’nda farklı tekniklerle birçok sanatçı çeşitli eserler üretmiştir. Nuri İyem ise bu yapıya duvar resimleriyle katkı sunmuş ve çalışmalarını iki farklı kata uygulamıştır. Sanatçının çarşıda toplam beş adet duvar resmi bulunur. Bu eserlerin dördü, yapının taşıyıcı kolonunun dört yüzeyine yerleştirilmiş olup tamamen soyut ve non-figüratif bir üslup taşır. Her bir yüzde yer alan kompozisyonlar biçimsel açıdan benzerlik gösterir ve birlikte düşünüldüğünde bütünleyici bir etki yaratır. Beşinci duvar resmi, iki dükkan arasında yer alan duvarda konumlanır; kolon üzerindeki resimlere benzer kompozisyon anlayışı görülür. Her iki alanda da sanatçının imzası belirgin biçimde yer alır.
Anafartalar Çarşısı’nda yer alan, Nuri İyem imzasını taşıyan duvar resimleri, sanatçının 1950’li yıllardan 1960’ların ortalarına kadar sürdürdüğü sanat anlayışının mimari mekana yansımalarıdır. Bu bağlamda, sanatçının hem tuval çalışmalarında hem de duvar resimlerinde benzer bir estetik yaklaşımı sürdürdüğü görülür. Bir diğer dikkat çekici unsur ise bu eserlerin çarşıda yer alan diğer sanatçıların işleriyle birlikte bütüncül bir görsel dil oluşturmasıdır. Çarşıda uygulanan seramik panolar ve duvar resimlerinin genelinde soyut ve non-figüratif kompozisyonlar tercih edilmiştir. Bu durum, yapıya özgü olarak düşünülen sanat uygulamalarında ortak bir biçimsel anlayışın gözetildiğini gösterir. Ayrıca, söz konusu soyut kompozisyonların dönemin estetik algısında “modern” olarak değerlendirilmesi, çağdaş bir mimari örnek olan Anafartalar Çarşısı ile sanatı örtüştürme çabasını da yansıtır. Dolayısıyla Nuri İyem’in duvar resimleri yalnızca bireysel bir sanatçı pratiği olarak değil, aynı zamanda yapının mimari diliyle bütünleştirme çabası gözetilerek üretilmiş yapıtlar olarak da değerlendirilmelidir. Muhtemeldir ki sanatçının bu dönemdeki üretim biçimi göz önünde bulundurularak kendisine bu duvar resimleri sipariş edilmiştir.

KORUMA SÜRECİ BAŞLATILMALI
Anafartalar Çarşısı, Ankara’nın kent belleğinde önemli bir yere sahip yapılardan biridir. Bu yapı, yalnızca sosyal ve ekonomik işlevleriyle değil aynı zamanda içinde barındırdığı sanat eserleriyle de dikkat çeker. Ancak, çarşıda yer alan sanatsal uygulamaların ciddi koruma sorunlarıyla karşı karşıya olduğu gözlemlenmektedir. Özellikle Nuri İyem’e ait duvar resimlerinin bazı bölümlerinin zamanla fiziksel zarara uğradığı tespit edilmiştir. Bu tahribatın başlıca nedenleri arasında, yapı içerisinde faaliyet gösteren bazı kullanıcıların eserlerin özgünlüğüne yeterli özeni göstermemesi sayılabilir. Gözlemler, duvar resimlerinin ve seramik panoların önüne çeşitli eşyaların konduğunu, hatta bazı seramik yüzeylere ticari amaçlı afiş ya da fiyat etiketleri yapıştırıldığını ortaya koymaktadır. Bu durum, eserlerin korunması açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Anafartalar Çarşısı’nda yer alan bu nitelikli sanat eserlerinin korunması büyük önem taşımaktadır. Duvar resimlerine yönelik kapsamlı bir koruma ve onarım sürecinin bir an önce başlatılması gereklidir.
