Şişli’nin Bozkurt Mahallesi’nde yer alan Keresteci Apartmanı, yalnızca bir konut yapısı değil; geç dönem Osmanlı estetik anlayışını yansıtan özgün bir kültürel miras. Giriş holündeki kalem işleri ve barok üslubun etkileri, mimariyle bezemenin iç içe geçtiği incelikli bir atmosfer yaratıyor. Apartmanın süslemeleri, dönemin zanaatkârlık geleneğini günümüze taşıyan nadir örnekler arasında dikkat çekiyor. Bugün çatlama ve yüzey kayıplarıyla korumasız bırakılmış bu yapının belgelenmesi ve korunması, kent belleği için hayati önem taşıyor.
YAZI: DR. MUZAFFER KARAASLAN
E-Bülten'e Abone Olun
Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.
Apartman mimarisi, özellikle cephe tasarımı ve tipolojik özellikleri bakımından pek çok çalışmaya konu olmuştur. Ancak bu yapıların iç mekânlarında yer alan duvar resimleri ve kalem işleri, çoğu zaman göz ardı edilen ve yeterince belgelenmemiş alanlar arasında yer alır. Oysa bu süsleme unsurları yalnızca estetik değil, aynı zamanda sosyokültürel bağlamları da açığa çıkaran önemli tanıklıklardır. Duvar resimleri, anlatı gücü ve görsel etkisiyle izleyiciyi daha doğrudan etkileyen kompozisyonlara sahip olduğu için genellikle daha fazla dikkat çeker. Ancak aynı teknikle uygulanmış ve benzer sanatsal nitelikleri taşıyan kalem işleri de en az onlar kadar değerli ve incelenmesi gereken öğelerdir.
Apartmanlarda yer alan iç mekân bezemeleri, özellikle giriş holleri, merdiven boşlukları, tavan yüzeyleri ve dairelerdeki süslemeler, yalnızca mimari bütünlüğün bir parçası değildir. Bununla birlikte dönemin beğeni anlayışını ve süsleme kültürünü yansıtan ipuçları sunar. Bu açıdan bakıldığında, kalem işleri hem estetik hem de tarihsel birer görsel kayıttır.

“Duvar Resimli Apartmanlar (19. Yüzyıldan 1960’lara)” başlıklı doktora çalışmam sırasında belgelenen yapılar arasında Keresteci Apartmanı, sahip olduğu özgün kalem işi örnekleriyle dikkat çeken önemli yapılardan biri olarak öne çıkmıştır. Osmanlı Devleti’nin geç dönem süsleme anlayışını yansıtan bu yapı, yalnızca konut mimarisi bağlamında değil, iç mekân süsleme geleneği açısından da incelenmeye değer bir kültürel miras öğesidir.
Şişli’nin Bozkurt Mahallesi’nde, Eşref Efendi Sokak üzerindeki No. 29 adresinde yer alan Keresteci Apartmanı, erken 20. yüzyıl İstanbul konut mimarisinin özgün örneklerinden biridir. Yapının mimarı ya da banisi hakkında doğrudan bir belgeye ulaşılamamış olsa da girişte yer alan “Kerestedji” tabelası, yapı hakkında dolaylı bir bilgi sunar. Osmanlı kent kültüründe apartmanlar çoğunlukla onları inşa ettiren kişilerin adıyla anılır; bu bağlamda apartmanın, gayrimüslim bir bani tarafından yaptırılmış olabileceği düşünülmektedir.
Yapının inşa tarihine dair herhangi bir kitabeye rastlanmamakla birlikte, cephe düzeni ve süsleme repertuarı dikkate alındığında, apartmanın 20. yüzyıl başlarında inşa edildiği anlaşılmaktadır. Keresteci Apartmanı, dönemin kentleşme dinamikleri içinde gelişen konut tipolojilerinin karakteristik bir örneğidir.
Mimari açıdan barok üslubu yansıtan cephe kompozisyonu, farklı sanat stillerinin bir araya getirildiği eklektik bir anlayışa sahiptir. Bu yaklaşım, hem yapı sahibinin estetik tercihlerini hem de dönemin mimari eğilimlerini ortaya koyar. Keresteci Apartmanı bu yönüyle yalnızca bir konut değil, aynı zamanda İstanbul’un kültürel çoğulluğuna ve çok katmanlı tarihine tanıklık eden bir mekândır.
Apartmanın en çarpıcı yönü, ziyaretçisini ilk anda karşılayan giriş holünün tavanında yer alan kalem işleridir. Eserler, kuru sıva üzerine doğal boyalarla uygulanmış ve dönemin zanaatkârlık kültürünü yansıtan değerli örneklerdir. Tavandaki kompozisyonlar, biçimsel olarak barok üslubun etkilerini güçlü biçimde taşır.
Bezemelerin ilkinde, merkezde yer alan C ve S kıvrımlı bitkisel formlar, barok üslubunun dinamik doğasını başarıyla yansıtır. Bu ana düzenleme, dört bir yandan çerçevelenmiş olup kısa kenarlarda yer alan akantus yapraklarıyla görsel bir devamlılık sağlar. Aynı bölgede çeşitli geometrik motifler de kompozisyonu zenginleştirir. Tavanın köşelerinde ise papatya motifleriyle birlikte yine akantus yaprakları görülür.
Apartmanda yer alan ikinci ve üçüncü bezeme düzenlemeleri de benzer özellikler taşımaktadır. Bu yüzeylerde de akantus yaprağı motifi baskın olarak kullanılmış; kıvrımlı hatlar, gölgeli geçişler ve simetrik yerleşimlerle üslup bütünlüğü korunmuştur. Ancak her düzlemdeki uygulama birbirinin tekrarı olmaktan çok, çeşitlilik içinde bir bütünlük sunar. Bu durum, yapıdaki süslemelerin düşünülerek tasarlanmış bir program olduğunu gösterir.

GÖRMEZDEN GELİNEN İÇ MEKAN BEZEMELERİ
Keresteci Apartmanı’nın bu özgün süsleme programı, İstanbul apartman kültüründe genellikle görmezden gelinen iç mekân bezemelerine dikkat çeker. Giriş holü, âdeta bir karşılama sahnesi gibi kurgulanmış; mimari ile bezemenin iç içe geçtiği özgün bir atmosfer yaratılmıştır. Bu yönüyle yapı, dönemin sıradan bir konut yapısının ötesine geçmekte, ince işçiliğin ve sanatsal duyarlığın izini taşıyan bir bellek mekânı hâline gelmektedir.
Genel olarak değerlendirildiğinde Keresteci Apartmanı, Osmanlı’nın geç dönem estetik beğenisini yansıtan nitelikli bir yapı örneğidir. Özellikle giriş holü tavanında ve merdiven boşluğunda yer alan boyalı nakışlar, barok üslubun konut mimarisine nasıl adapte edildiğini göstermesi açısından dikkat çekicidir. Duvarların zaman içinde birçok kez badana yapılması, özgün yüzey bezemelerinin korunma düzeyini belirsizleştirmiştir. Bu nedenle yapının ilk dönem iç mekân düzenine dair bilgiler, yalnızca sınırlı alanlardaki gözlemlerle elde edilebilmektedir.

Mevcut inceleme yalnızca giriş holüyle sınırlı kalmıştır; daire içlerinde benzer bezemelerin bulunup bulunmadığı tespit edilememiştir. Ancak üslup bütünlüğü göz önünde bulundurulduğunda yapının diğer bölümlerinde de benzer kalem işlerinin bulunması olasıdır. Süslemeleri yapan sanatçıya dair doğrudan bir belge bulunmasa da benzer kompozisyonların İstanbul’daki başka yapılarda da izlenebilmesi, bu işçiliğin dönemin usta kalemkârları arasında yaygın bir anlayışı temsil ettiği açıkça anlaşılmaktadır.
Yapıda gözlemlenen çatlama, dökülme ve yüzey kaybı gibi bozulmalar, bezemelerin zamanla zarar gördüğünü ve korunmasız bırakıldığını göstermektedir. Bu durum, Keresteci Apartmanı’nın yalnızca belgelenmesi gereken bir mimari miras öğesi değil, aynı zamanda restorasyon gerektiren bir kültürel varlık olduğunu da ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak Keresteci Apartmanı, sahip olduğu iç mekân bezemeleriyle İstanbul apartman mimarisi içinde dikkat çekici ve özgün bir örnek teşkil etmektedir. Estetik nitelikleri ve tarihsel bağlamı itibarıyla yapı, bir dönemin sanat anlayışına ışık tutmakla birlikte aynı bugünün kültürel miras sorumluluğunu da taşır.
İstanbul’da kalem işleriyle bezeli pek çok apartman bulunduğu bilinmektedir. Bu bağlamda Şişli ve Beyoğlu ilçeleri, özellikle öne çıkan iki önemli bölgedir. Ancak günümüze ulaşan örneklerin sayısı, geçmişteki zengin çeşitliliğin yalnızca küçük bir kısmını temsil etmektedir. Zamanla tahrip olmuş, yenilemelerle özgünlüğünü yitirmiş ya da tamamen yok olmuş çok sayıda yapının varlığı göz ardı edilemez.
Bu nedenle, iç mekân bezemeleriyle öne çıkan yapıların uzmanlar tarafından sistemli biçimde belgelenmesi ve korunmasına yönelik adımlar atılması, hem kent tarihi hem de sanat tarihi araştırmalarına katkı sağlayacak öncelikli bir sorumluluk olarak karşımızda durmaktadır.
