Miyav, miiiik ya da maouvvv: Kedi Dilinin Baş Döndüren Nüansları

İlgili Yazılar

Maceraperest bir mimarın objektife yansıyan yaşamı: Arif Hikmet Koyunoğlu

Resme yeteneğini Osman Hamdi Bey keşfetti, 1903’te henüz 10...

Sanatçı TUNCA’dan Kentsel Hafızaya Pencere: “Yan Yana”

Kahve Dünyası’nın kamusal alandaki çağdaş sanat projesi Yanköşe, 12’nci...

3-10 Ekim’de Caz, Festival, Sergi ve Sahne Bir Arada

Ekim ayının ilk haftası, Türkiye'nin kültür-sanat gündemini dört koldan...

Prof. Aydın Ayan: Kendi kozamı sabırla ve çalışarak örebildim

Türk resim sanatının önde gelen isimlerinden Prof. Aydın Ayan,...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

Adnan Saracoğlu, bu kez rotasını kedilerin büyüleyici dünyasına kırıyor. İsveçli ses bilimci Susanne Schötz’ün çalışmalarından yola çıkarak “Kedi kedidir” diyenlerin o ortak ve kadim dilini, frekanslar ve fonemler arasında ustalıkla deşifre ediyor.

Bir kedi neden kekeler? Miyavlama ile mırıltı arasındaki frekans farkı bize ne anlatır? İsveçli ses bilimci Susanne Schötz, kedilerin dünyasına bilimsel bir pencere açıyor. Miyavlamadan guruldamaya, frekanslardan fonemlere uzanan bu yolculukta, “kattatant”ların (kedi tutkunlarının) merak ettiği o eşsiz “kedi abecesi”ni keşfediyoruz.

E-Bülten'e Abone Olun

Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.

Alıntılamaktan büyük haz duyduğum ifadesinde Asaf Halet Çelebi, “Kedi kedidir” diyordu; bir kedisever olarak bunu anlayıp yoluma devam ettiğim de oldu, kedinin kediliğine dalıp o gizemden eşsiz inciler çıkardığım da. Neydi, ne diyordu, ne istiyordu, neden sinirleniyordu, aahh elimi bu kadar sık ısırmak zorunda mıydı, beşinci uykusundan uyanmasın güzel yavrum diye omurgam kaynaşmış, belim kopmuştu, acaba büyük bir edepsizlik edip onu uyandırsa mıydım? Milli ülkü, evrensel dinler, güçlü ideolojiler bile insanları bu denli birbirine bağlayamaz; iki kedisever aynı dili konuşup o dilde anlaşır, akıl almaz çılgınlıkları paylaşır ve adanmışlıkta nezaketle yarışır.

Denemeler, öyküler, romanlar, şiirler, mektuplar derken ilk kez sıkı bir bilimsel çalışma sayesinde bir kez daha koşuyorum kedilerin dünyasına. Susanne Schötz, İsveçli bir ses bilimci. İnsan iletişimini, seslerini, seslerin ritmini, müziğini yapısını, prozodisini bilmesi yetmemiş, kafayı kedilerin konuşmasına takmış. “Kediler konuşur mu?” (Misler gibi konuşur) gibi aslında her kediseverin bildiği şeyi, sesler diyarına bilimsel yöntemle yaklaşarak, ölçüp biçerek kaydederek, frekanslarını, bağlamlarını irdeleyerek nefis bir kedi abecesi hazırlamış.

Susanne Schötz’ün “Kedilerin Gizli Dili – Kedinizle Sağlıklı İletişim Kurmanın Yolu” isimli kitabı, Ebru Şanlı çevirisiyle Babil Kitap’tan yayımlandı.

Kedi tutkunlarına İsveççede “kattatant” deniyormuş, bizdeki pisi ve pisik gibi karakterli bir sözcük. İnsan dil bilimci olunca kedilerine bile Vimsan (salına salına yürüyen), Kompis (ahbap, dost) şeklinde özgün isimler koyuyor. Schötz, kedilerin gezegenine kaçırıldığı ilk günden itibaren (acılar karşısında tövbe edip bir daha asla dese de) her kedi sesine, o sesleri hangi durumda çıkardıklarına dikkat kesiliyor.

Doğa araştırmacısı Grimaldi, (1895) kedilerin altı yüz kelime kullandığını, Marvin Clark, kedi diliyle Çincenin benzer özelliklere sahip olduğunu söylemiş. Schötz, ustaları hızlıca selamlayıp kediler hakkındaki ilk ses bilim araştırmasını yapan Mildred Moelk’ın (1944) üç temel başlık altında topladığı on altı kategoriye tutunuyor. Kitap boyunca zihin dosyalarımla eşleştirmeye çalışıp durduğum sesler; mırlama, gırlama, tıslama, miyavlama, ciyaklama, mikleme, guruldama, kekeleme, viyaklama, uluma şeklinde gidiyor. Ötme ve kedi ağıdı bile var içlerinde.

Kitabın en güçlü, özel ve okur için zahmetli yönüne gelecek olursak; Susanne Schötz, kedilerin ağzından çıkan her sesi, ses bilimin standart işaretleriyle gösterip anlaşılır kılmaya çalışıyor. Azıcık sözlük karıştırdıysanız kelimenin normal yazımından hemen önce ses bilimsel karşılığını görürsünüz. İşaretlerin anlaşılması için hangi kelimedeki “a”, hangisindeki “h” gibi okunacağı örneklendirilir. Ses bilimde yol aldıkça bizdeki “t”nin komşuda olmadığını, komşudaki “r”nin bize hiç uğramadığını hayretle fark ederiz. İnsan seslerindeki karmaşa binlerce çalışmaya rağmen rayına oturmamışken dil bilgisi ve sözlükleri bulunmayan kedi dilinde, dilin en küçük birimi olan fonemler ve yılın belli dönemlerinde tekrar edip duran kedi ağıtları nasıl anlaşılacaktır? Kavga öncesi diplomasi dili ile aşk serenadındaki yanık dil neden birbirine benzemektedir? Bu çetin soruların içinde mümkün olduğunca çok ve doğal kedi sesi toplayarak kör topal ama tutkulu bir şekilde yol alıyor, saygıdeğer sesbilimci.

Benim sıklıkla gavlama dediğim kedi uluması, ya da purlama dediğim ağzı kapalı çıkardığı muhteşem titreşimli mırıltıların tek tek frekans aralıklarını hesaplıyor; miyavlama 698 Hz ortalamayla şampiyon, mırıltı ise 358 Hz’te kalıyor. Praat programı sayesinde seslerin akustik analizlerini yapıyor. Hangi kedinin kaç kez miyavladığını, kaç kez öttüğünü, kaç kez tükürdüğünü (gülmeyelim lütfen bu da iletişim ihtiyacı) mırnav seslerinin diğer seslerden 0,3 saniye kadar uzun sürdüğünü tespit ediyor. Kedilerin nefes almaya daha çok zaman ayırdıklarını, öte yandan nefes verirken daha şiddetli ses çıkardıklarını da öğreniyoruz. Üç kedisinin etrafında pervane olan Schötz, güzelim kedilerin iletişim karakterlerindeki farkı da ortaya koyuyor. Bir haftayı kapsayan 538 kayıt, Turbo adlı kedinin ismiyle müsemma olduğunu, Donna’nın dört katından fazla ses çıkardığını teyit ediyor. Turbo açık ara önde olmasına rağmen ötüş sesinde Rocky, Turbo’yu beşe katlamış.

Bazı nitelemelerin dilimize kolayca çevrilemeyeceğine ancak açıklama ve ses kaydıyla “neliğine” vakıf olacağımızı fark ettim. Kuşlar karşısındaki acizliği ve şapşallığı esnasında, avcı pozlarından geri durmayıp gırtlaksıl ve patlamalı bir ses çıkartan kedinin kekelediğini söyleyebilir miyiz? Oysa kast edilen ke-ke-ke-ke şeklinde kuşa göndermeye çalıştığı “Seni yiyeceğim” iletisidir.

Kitabın yükselip zirveyi gördükten sonra, okurun selametini kollarcasına “magazinel” bir hatta kaymasına hayret ettim. Ses bilim analizlerini çok çok seksen kişi okusa kitap depolarda çürüyeceğinden; obez kedimi nasıl zayıflatırım, kedim neden her yere çiş yapıyor, kedim neden konuşmuyor, neden susmuyor, kedimi nasıl sakinleştiririm, yeme düzenini nasıl sağlarım, ısırmasına nasıl engel olurum, diğer kedilerle anlaşmasının bir yolu var mıdır, şeklindeki sorularla, ortalama bir kediseverin yıllar önce Jackson Galaxy’nin “Benim Belalı Kedim” (My Cat from Hell) programından devşirdiği bilginin yanına bile yaklaşamıyor. Hocamızın hakkını verelim; o, bu konularda yetkin olmadığını, bildiği kimi şeylerle derde derman olmayı umduğunu söylüyor.

Kitap sonu eklerine kondurduğu on dokuz farklı sesi, ses bilim (fonetik) tablosunda gösteren, sesin çıkış yerlerini kedi ağzının içinde konumlandıran, önemli kavramlar için sözlükçeyi ihmal etmeyen Schötz, çalışmasının olmazsa olmazı sesli ve görüntülü örnekleri kısaca açıklayıp meraklısını,  meowsic.info/katzenlaute adresine gönderiyor. Bir miyavın asla bir miyav olmadığını iyice anlamamızı istiyor.