Akademisyen Prof. Dr. Hatice Feriha Akpınarlı, 1990-2023 yılları arasında ülkemizin 56 ilinde, çok sayıda ilçe ve köyde yaptığı araştırmalarla farklı desenlerde 441 çeşit geleneksel çorap örneğini topladı. Heybeler, oya örnekleri ve daha birçok dokuma türü, onun akademinin duvarlarını aşan merakı ve geleneksel sanatlar sevgisi sayesinde “modern” insanın gündeminde yer edinmeye çalışıyor.
E-Bülten'e Abone Olun
Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.
SÖYLEŞİ: BELKIS KAMUT AKTÜRK
Oya, çorap, heybe… Geleneksel Türk el sanatları deyince akla gelen bu eşyalar, günlük yaşamın pek de göze batmayan nesneleri olmanın dışında daha derin anlamlar taşıyor. Türklerin konargöçerlikten yerleşik düzene geçişinin motiflere yansıyan tarihçesi de bu eşyalarda, tabiatın sunduğu olanaklarla hayatı renklendirme çabaları da… Yüzlerce yıl öncesinin günlük yaşamı üzerine bilgi verirken hayatın içinde kendine yer bulan sanat dalları üzerine düşünmemizi de sağlayan bu eşyalar, akademisyenlerin çalışmalarıyla modern insanın gündeminde yer edinmeye çalışıyor. Gazi Üniversitesi ve Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hatice Feriha Akpınarlı da bu alanın önde gelen isimlerinden. Dokuma, geleneksel çorap örücülüğü, bitkisel örücülük ve oya alanlarında eserler üreten, yurt içinde ve yurt dışında karma sergilere katılan Prof. Dr. Akpınarlı, 20 yıl boyunca Türk El Sanatları Araştırma Uygulama Merkezi Müdürlüğü de yaptı. Prof. Dr. Akpınarlı, 1990-2023 yıllarında Türkiye’nin 56 ilinde ve çok sayıda ilçeyle köyde dolaşarak 441 farklı özellikle geleneksel çorap örneği topladı, elde ettiği bulguları içeren yayınını 2024 yılında okuyucuların beğenisine sundu.
Ankara’da buluştuğumuz Prof. Dr. Akpınarlı ile kurucularından olduğu kadın kooperatifi Yemenia markasına da ev sahipliği yapan tarihi bir konakta söyleştik…

Şu soruyla başlamak istiyorum söyleşimize, dokumacılık nasıl ve ne zaman başladı?
Dokumacılığın tarihi, insanoğlunun tarihiyle bağlantılı. Tabiat oluştuğunda doğada ilk bulunan hammadde bitkilerdi. İplikten, yünden önce dokumacılıkta bitki kullanılırdı. İlk dokumacılık, dalların, yaprakların alt alta, üst üste konup sarılmasıyla, birbirine düğümlenmesiyle yapıldı. Sadece giysilerini değil, evlerini, bahçe duvarlarını, hatta kap kacaklarını böyle yapmış insanlar. Diğer önemli hammadde, deri. Daha sonra da hayvanların üzerindeki elyafın keçeleşme özelliğinin keşfiyle keçe ürünler yapılmaya başlanmış. Elyafın çeşitli araçlarla eğrilip ip haline getirilmesi ile dokumacılık başlamıştır. Dokumacılığın ilk tezgâhları çok ilkeldi. Müzelerde ve kalıntılarda bulunan, “ağırşak” dediğimiz, dokumacılıkta kullanılan aletler bize bu bilgiyi veriyor.
Sizce Türk dokumacılığını diğer kültürlerin dokumalarından ayıran temel özellik nedir?
Türk dokumacılığını ayıran en önemli özellikler, kullanılan teknikler, renkler ve motifler. Renk ve motifle duygu, düşünce, olaylar ve olguların yansıtıldığı dokumalar hem Türk kültürünün sözsüz iletişim aracı hem de Türk kimliğini yansıtan en önemli belgeler olmuştur.
Bellek hazinemiz sizin emeklerinizle derlenip toparlanıyor. Hayata dâhil oluyor, geleceğe taşınıyor. Oya, heybe, çorap… Günümüzde çok farkında olunmasa da kullanım alanı geniş oyanın. Sadece yazmalarda değil, giysilerin yaka ve kol uçlarında, üç etek adı verilen giysilerin içindeki entaride görüyoruz. Başka nerelerde var oya?
Oya, giysi süslemede, yatak takımlarının süslenmesinde, gözlük kordonlarında, takılarda, çeşitli çanta, ayakkabı süslemelerinde, gelin başı yapımında, gelin el buketlerinde pek çok yerde karşımıza çıkar. Oyanın kullanılmadığı alan yoktur demek daha doğru olabilir.

Her oya motifi bir hikâye taşır. Size göre en etkileyici, anlamı en güçlü motif hangisidir?
Bana göre biber oyası çok güçlü. Mutsuzluğu, eş veya kayınvalide ile sorun olduğunu yansıtan bir oya. Çakırdikeni de öyle… Çeyizde yapılır ve kayınvalideye hediye edilir. Kahramanmaraş yöresinde gelin çeyizi serildiğinde yatakların üzerine görümce sayısı kadar şifon kumaş kenarına sümbül oya yapılmış örtüler takılır. Çeyiz görmeye gelen görümceler bu oyayı alır, karşılığında geline başka bir hediye verir. Bende böyle bir örtü de var.
Beni en çok etkileyen hususlardan biri de kadınların yaptığı oyanın ipeğini de üretmeleri…
Evet, iğne oyası genellikle ipek böcekçiliğinin yaygın olduğu yörelerimizde yapılır. Ve kadınlar kendi kozalarını üretip çektikleri ipekleri, kullanacakları yemeni üzerindeki renklere göre bitkilerle boyar. Oya yaparken renkli ipliklerini birbirleriyle paylaşırlar çünkü yemeni üzerinde bulunan renklerle kenardaki oya rengi arasında uyum gerekir. İpek renklendirilirken her yörede oraya has bitkiler kullanılıyor. Örneğin Karadeniz’de ısırgan, Ege’de nar, Elazığ’da çivit otu, muhabbet bitkisi var. Hemen hemen her yörede soğan kabuğu, ceviz yaprağı da kullanılıyor renklendirmede.
Çok bilinmeyen bir husus da “erkek oyası”. Ege’de rastlanan efe oyalarında görüyoruz, değil mi?
Evet, efe oyaları diğer oyalara göre farklıdır. Büyük ve düz olarak yapılan bu oyalarda üç boyut yoktur.
Peki, oya sanatının günümüzde kaybolmaya yüz tutmuş olması toplumun dönüşümünü nasıl yansıtıyor? Geri dönüşü mümkün mü?”
Teknolojinin getirdiği, toplumda değişim çok fazla. Oya sabır istiyor ve insanlar teknolojiyle fazla meşgul olduğu için oya ve benzeri el sanatları geride kalıyor. Gençlerimiz de genel olarak el sanatlarımız hakkında çok bilgi sahibi değil. Geri dönüşüm bence mümkün değil. Teknolojinin hızı giderek artıyor. Buna karşın biz de kültürel kimliğimizi kaybetmemek için çaba göstermeliyiz.
ESVAP ÇUVALINDA, BEREKET, BİRLİKTELİK, BOLLUK MOTİFLERİ
Feriha Hocam biraz da Orta Asya’dan günümüze gelen Türk kültürünün önemli bir parçası olan heybeyi konuşalım mı? Türk dokumacılık kültürü ve göçebe yaşam koşullarının kesişim noktası olan heybe ve üzerine işlenen motifler çok kıymetli. Göçebe yaşamın dokuma ve motiflere katkısı nedir? Onlar da göçebe midir?
Heybelerimiz göçebe yaşam için en önemli eşyalar ve esvap çuvalı, tahıl çuvalı, un çuvalı, at heybesi, deve heybesi, tuz heybesi, ekmek heybesi, dikiş malzemesi heybesi gibi çok çeşitleri var. Bu örneklerdeki motiflerin özellikleri de farklı teknikleri de. Esvap çuvalında bereket, birliktelik ve bolluğu yansıttığı için koç boynuzu, tarak, eli belinde motifleri bulunur. Tahıl çuvalları üzerinde pıtrak motifi, çengel motifi, başak yani içindeki tahılla ilgili motifler yer almakta. At heybeleri iki gözlü ve üzerindeki motifler güç simgesi olan koç boynuzu, deve tabanı, kuş çırnağı gibi motifler.
Göçebe toplumlarda heybelerin hem işlevsel hem de sembolik anlamlarını nasıl okumalıyız?
Heybeler, üzerinde işlenen sembollerle sözsüz iletişim aracıdır. Her motifte özellikle kenar kısımlarında imler yani her boyun damgası bulunur. İç kısımlarda ise yörenin özelliğine göre yörede yaşayan Türk boyunun özelliğine göre büyük ana motif ve yan motifler veya birbirini takip eden motiflerden oluşan kompozisyon yer alır. Göz veya cep denen iki kısım arasındaki bölgede ise genellikle ince su şeklinde motifler kullanılır.
Dokumalar taşınabilir kimlik olmuştur. Türk dokuma kültürü, Orta Asya’dan Anadolu’ya geçişte değişti mi?
Herhangi bir değişiklik yok. Ancak toplumsal değişmeyle birlikte çok kapsamlı motifler daha az ayrıntılı motiflere dönüşmüş, kullanım alanlarının değişimi ile bazı dokumalar yok olmuş ve iplik ve boya değişimler ile de yozlaşmalar meydana gelmiş.
Heybeye dair en sevdiğim bilgi de bazen düğün davetiyesi oluşu. Okuntu olarak boyuna asılır ve dağıtılırdı, değil mi?
Çoğunlukla heybeler düğün davetiyesi yani okuntuların taşınmasında kullanılırlar. Bazı yörelerde heybe içine konan çoraplar, keseler, oyalar evlere gidilerek verilir ve davetliler düğüne böyle çağrılır. Bazı yörede ise heybelerin yerini kalburlar alır. Kalbur içine konan çorap oyalar okuntu olarak dağıtılır.
Ve elbette motiflerle verilen mesajlar… Eşe dokunan heybede motif, gücü temsil ettiği için ejderha oluyor sanırım. Tarak ise susma anlamı da taşıyor. Motiflerde başka ne gibi mesajlar var?
Başak, nar, eli belinde bolluk bereket ve üretkenlik; göz ve el, beş nokta üçgen de nazar için kullanılmakta. Dört yönü gösteren artı şeklindeki motif genellikle orta kısımda kullanılır. Kuş motifi müjdenin simgesidir.
Günümüz tasarım dünyasında heybelerin yeniden yorumlanması mümkün mü?
Paketlemede ve taşıma sektöründe heybelerimiz en çok kullanılan unsurlardan.

ÇORAPLAR BİR İLETİŞİM ARACI AYNI ZAMANDA
Ve gelelim çoraplara… 56 şehrimize ait tam 414 el örgüsü çorap örneği topladınız. Pek çok renk ve motif bu vesile ile kayıt altına alındı. “Anadolu Geleneksel El Örgüsü Çoraplar” eseriniz hem bu topraklar hem de literatür için çok kıymetli. Kültür biliminin yanı sıra kültürel yaratıcı sektörlerin de geliştirilmesi için son derece önemli. Bu kadar büyük bir çalışmanın sahadaki karşılığı neydi? Sizi en çok etkileyen ne oldu?
Çoraplar sadece ayağa giyilen bir nesne değildir. Oya ve heybeler gibi sözsüz iletişim aracıdır. Askerdeki sevdiğine çorap ören genç kız duygularını motiflerle yansıtır. Köydeki insanların statüleri ayağındaki çoraptan belli olur; muhtar çorabı, ağa çorabı, evli kadın, evli erkek, nişanlı, bekâr çorabı. Çoraplar da düğün davetiyesidir. Nazar ve hastalıktan korur.
Çorap örücülüğünde en çok kullanılan hammadde yündür, değil mi? Anadolu’daki çorap geleneğinde yünün rolü nedir?
Çorap örücülüğünde en çok yün kullanılmakla beraber, pamuk ve tiftik de kullanılır. Ayaş’ın tiftik çorapları, Kırklareli’nin pamuk çorapları önemlidir. Günümüzde pek çok yörede koyun yünüyle sentetik iplik karıştırılarak örülüyor. Yün iplik boyama işlemi zor olduğundan renkli kısımda sentetik ip tercih ediliyor.
El örgüsü çorapların en belirgin özelliği nedir?
Motifleri ve teknikleridir. El örgüsü çoraplarda dört teknik bulunur; düz örgü, desenli örgü, ajurlu, renkli desenli örgü. En fazla motif özelliği renkli desenli çoraptır. Çünkü renklerle istenen şekil örülebilir. Bazen çorapta tek ya da iki üç teknik bir arada yapılır. Desenli örgüler; saç örgüsü, subay sırması, çıtırık, çimdik gibi isimler alır. Ajurluda su yolu, sarhoş izi, ayak izi, aşık gibi isimler vardır. Renkli desenlide ise yar yâre küstü, deve tabanı, sıçan dişi, karanfil, gül, tarak gibi motif isimlerine rastlıyoruz.

DAHA KOLAY YAPILAN VE GÖSTERİŞLİ DOKUMALAR TERCİH EDİLİYOR
Motifler ve renkler dini ve mistik inançlar içerdiği için giyeni koruduğuna da inanılıyor, değil mi?
Özellikle çoraplarda mavi renk ve göz motifi zikzak çizgilerden oluşan sığır sidiği motifi, kurbağa motifi, el motifi nazara karşı kullanılır.
Değişen tüketim alışkanlıklarının dokuma ve motif üzerindeki etkisi nasıl?
Artık dokumacılıkta daha kolay yapılan ve görünüşü gösterişi olan ürünler tercih ediliyor. Bu nedenle gelenekseli desenlerde yaşatmak için çaba göstermekteyiz.
Hocam uzun yıllardır öğrenci yetiştiriyorsunuz. Mezunlarınız neler yapıyor?
Tekstil işletmelerinde kumaş, halı, kilim desenleri hazırlayarak ürün haline getiriyorlar.
Alana, sektöre, kültüre iz bırakan öğrencileriniz kimler?
İhracatçılar birliklerinin düzenlediği dokuma yarışmalarında son 10 yıldır derece alan öğrencilerimiz var. Yurt dışı ve yurt içinde başarılı işlere imza atıyorlar.
Ve son sorum, koleksiyonerler önemli. Çöpe gitmekten kurtarılan, yeniden değer verilen, titizlikle toplanan eserler, büyük ihtimamla saklanır çünkü. Koleksiyoner, hikâyelerini bilir ve geleceğe aktarırken köprü olur. Kimler bu alanın koleksiyonerleri desem?
Oyada renk ve mana armonisi olarak tanımlayan Ömer Faruk Nazlan ve Eskişehir’de kendi adıyla oya müzesi de kuran İmren Erşen ile işlemede Nursel Baykasoğlu önemli koleksiyonerler. Çorapta benim epey geniş ve zengin bir koleksiyonum var.




