Açık havada sanat

İlgili Yazılar

Abbasağa Film Festivali altıncı kez perdede

Öğrenci filmleri AKM Yeşilçam ve Kadıköy Sineması’nda izleyiciyle buluşacak Mimar...

Perde Açılıyor, Kültür Yolu Mardin’e Uzanıyor: 17-24 Ekim’de Türkiye’nin Sanat Takvimi

Ekim'in üçüncü haftası, Türkiye'nin kültür-sanat takvimi için bir kavşak:...

Maceraperest bir mimarın objektife yansıyan yaşamı: Arif Hikmet Koyunoğlu

Resme yeteneğini Osman Hamdi Bey keşfetti, 1903’te henüz 10...

Sanatçı TUNCA’dan Kentsel Hafızaya Pencere: “Yan Yana”

Kahve Dünyası’nın kamusal alandaki çağdaş sanat projesi Yanköşe, 12’nci...

3-10 Ekim’de Caz, Festival, Sergi ve Sahne Bir Arada

Ekim ayının ilk haftası, Türkiye'nin kültür-sanat gündemini dört koldan...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

İster bir bahçe ister bir veranda veya halka açık bir park tasarlayın, doğru sanat eserini seçmek, ortamın havasını tamamen değiştirip canlandırabilir. Uyum, birlik ve sadeliği esas alıp doğru soruları sorarak dış mekânınız için en uygun eseri bulup keyfini çıkartmaya başlayabilirsiniz.

E-Bülten'e Abone Olun

Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.

Doğanın içine sanat eserleri yerleştirmek insan olarak onunla iş birliği yapma arzumuzdan kaynaklanıyor olabilir mi? Sanat, açık hava alanlarını güzelleştirmede de etkileşimi ve takdiri teşvik eden davetkâr bir atmosfer yaratmada önemli rol oynayabilir.

İster bir bahçe ister bir veranda veya halka açık bir park tasarlayın, doğru sanat eserini seçmek, ortamın havasını tamamen değiştirip canlandırabilir. Elbette sanat eseri seçmek son derece kişisel bir konudur ve baktıkça ruha iyi gelecek, belki düşündürecek belki gülümsetecek, daha doğrusu bağ kurulabilecek bir parça seçmek çok kıymetlidir.

Sanat eserinize karşı bir sevgi kıvılcımı hissetmiyorsanız mevcut alan ve bütçe gibi önemli hususların hiçbir önemi yoktur ve ilişki kısa ömürlü olacaktır. Uyum, birlik ve sadeliği esas alıp doğru soruları sorarak dış mekânınız için en uygun eseri bulup keyfini çıkarmaya başlayabilirsiniz.

Ahşap, sıcaklık ve doğayla yakın bir bağ sunar ancak hava şartlarına maruz kaldıkça değişeceğini kabul etmeniz gerekir.

KEYİF ALACAĞINIZ BİR ESER SEÇİN

Dış mekân sanat eserinizi seçmeden önce, evinizin stilini, manzaranızı ve kişisel zevkinizi göz önünde bulundurun. Genel dekorasyon anlayışınız sade, çağdaş bir havaya mı sahip yoksa daha klasik ve geleneksel mi? Ayrıca, sanatınızın hangi duyguyu uyandırmasını istediğinizi düşünün. Zarafet mi yaymak istiyorsunuz yoksa belki biraz mizah mı katmak istiyorsunuz?

Dış mekân için sanat eseri seçerken evinizin ve bahçenizin tarzına paralel gitmeniz de gerekmez aslında. Bu belki de alıştığınız, bildiğiniz tarzdan uzaklaşıp cesurca yeni bir şeyler denemek için fırsat olabilir.

Esas önemlisi, sadece sevdiğiniz ve yılın 365 günü bakmaktan keyif alacağınız bir eser seçtiğinizden emin olmanızdır.

ESERİNİZİ YERLEŞTİRECEĞİNİZ BİR KONUM

Dış mekânınız için bir odak noktası seçerken tercih ettiğiniz yerleşimi ve çeşitli görüş açılarını göz önünde bulundurun. Fotoğraf çekimine hazır mükemmellikte bir görüntü mü yoksa arka bahçede huzur mu yaratmak istiyorsunuz? Sonra ne kadar alanınız olduğuna bakıp eserinizi nereye yerleştirmek istediğinize karar verin. Uzaktan bakılacak küçük bir parçanın pek bir etkisi olmayabilir o yüzden ölçek de önemlidir. Sanat eserini bahçenizin bir köşesine yerleştirmeyi deneyin çünkü gözümüz doğal olarak köşe yerlere çekilir. Büyük yeşil bir alanınız varsa yeşillikleri tamamlayan büyük bir parça konabilir. Yürüme yolu olan, farklı bitkiler bulunan bahçelerde, yolun kıvrım noktasına yerleştirilen bir heykel de ilgi çekici olabilir. Sık ağaçlar ya da bitkilerden oluşan bir çit de sanat eseri sergilemek için harika bir fon sağlar.

Sadece bir parçayla sınırlı kalmanız veya parçaları sonsuza dek aynı yerde tutmanız da gerekmez. Bahçeler yıl boyunca ve yıllar içinde gelişir. Dış mekân alanınızı bir galeri gibi ele alıp düzenli olarak değişiklikler yapmamanız için hiçbir neden yok. Elbette büyük eserlerin yerini değiştirmek çok kolay olmaz ve kalıcı sabitlemeler gerekebilir. Bu nedenle en baştan daha da dikkatli bir şekilde konumlandırılmaları gerekir.

AMACINIZA KARAR VERİN

Heykelin ana ilgi odağı mı olmasını yoksa özellikle ağaçlar ve çalılar olmak üzere bitkilerin akışını mı tamamlamasını istediğinize karar verin. Esprili, zeki bir fikir mi, insanların dokunmak veya üzerine oturmak isteyebileceği bir şey mi yoksa bahçeye derinlik katacak ve odak noktası olacak bir parça mı arıyorsunuz? Ya da bahçede beklenmedik bir noktaya yerleştirilmiş çarpıcı bir eser mi hayal ediyorsunuz? Tabii, çevresindeki bitkilerin eseri tamamen kaplamayacağından ve senenin her döneminde onu görebileceğinizden emin olmalısınız.

Dinlenmek için tasarlanmış bahçeler veya verandalar için, dingin heykeller veya doğadan ilham alan parçalar düşünebilirsiniz.

Sanatsal tasarımlara sahip banklar veya masalar gibi işlevsel sanat eserleriyse mekâna güzellik katarken sosyal etkileşimleri teşvik edebilir.

SANATSAL SÜSLEMELERİN BOYUTLARI

Sanat ögesinin boyutunu göz önünde bulundurduğunuzdan emin olun. Sanatsal süslemenin boyutları dış mekânınızın boyutuyla orantılı olmalıdır. Genellikle bahçelerimiz daha küçük ölçeklidir ve bahçe öğeleri veya özellikleri, bahçenizin boyutuyla aynı ölçekte olmalıdır. Küçük bahçelerin bile bir odak noktasına ihtiyacı vardır ve uygun büyüklükte bir heykel, çok fazla yer kaplamadan stil katarak ve ayrıca dikkati mekânın küçüklüğünden uzaklaştırarak bunu sağlayabilir.

MALZEMENİN ÖNEMİ

Malzeme seçimi, bakım ve uzun ömürlülük açısından önemlidir. Örneğin, cam ve paslanmaz çelik, taş işçiliğinden çok daha düzenli ilgiye ihtiyaç duyacaktır. Ahşap, sıcaklık ve doğayla yakın bir bağ sunar ancak hava şartlarına maruz kaldıkça değişeceğini kabul etmeniz gerekir. Diğer yandan zaman içinde oluşacak bu değişikliği beğenebilirsiniz de… Metal yaşlandıkça ve rengi değiştikçe bahçenin, doğanın bir parçası olmaya başlar. Çocuğunuz varsa keskin kenarlı ve eğer tehlikeli olacaksa üzerine tırmanmaya teşvik edici eserleri tercih etmemenizde fayda var. Yansıtıcı bir parça seçerseniz de tam olarak neyi yansıtacağını (her açıdan) ve maksimum etki için nereye yerleştirilebileceğini iyi düşünmeniz gerekir. Çevre dostu, sürdürülebilir veya geri dönüştürülmüş malzemelerden yapılmış çok enteresan sanat eserleri de bulabilirsiniz.

Heykel olarak algıladığımız şey aslında geleneksel formun çok ötesine uzanır. Renkli, sanatsal yaratımlardan büyük çanak çömleklere veya banklara, mimari ağaçlara, heykelsi duvarlara hatta görkemli su ögelerine kadar her estetik için ideal bir heykel vardır.

İLHAM VEREN HEYKEL PARKLARI

Heykel parkları üç boyutlu, sarmalayan bir deneyim sunar ve bir sanat eserini doğayla iç içe iken deneyimlemek tüm duyuları harekete geçirir. Rüzgâra, yağmura, güneşe ve yeni biçilmiş çim kokusuna verdiğimiz tepkilerin yanı sıra bu parklar aynı zamanda insan etkileşiminin serbest akmasına da imkân tanır. Daha da önemlisi son derece ilham vericidirler.

Storm King, 500 dönümlük yemyeşil tarlalara ve ormanlara yayılmış 100’den fazla eserden oluşan ABD’nin belki de en büyük ve en ünlü açık hava heykel parkı.

Storm Kıng Art Center – New WIndsor, New York, ABD

Bu yıl 65. yıl dönümünü kutlamaya hazırlanan Storm King, ABD’nin belki de en büyük ve en ünlü açık hava heykel parkı. 500 dönümlük yemyeşil tarlalara ve ormanlara yayılmış 100’den fazla eserden oluşan kalıcı koleksiyonunda Richard Serra, Alexander Calder, Louise Bourgeois, Isamu Noguchi ve Maya Lin gibi tanınmış sanatçıların yanı sıra Sarah Sze, Rashid Johnson, Zhang Huan ve Ugo Rondinone gibi daha çağdaş isimler de yer alıyor.

Toskana Maremma’daki Tarot Bahçesi’nde, her biri Tarot destesinin gizemlerini temsil eden 22 anıtsal figürden oluşan bir heykel parkı.

Gıardıno dei Tarocchı – Capalbıo, İtalya

Toskana Maremma’daki Tarot Bahçesi, Fransız-Amerikalı ressam, heykeltıraş ve yönetmen Niki de Saint Phalle’nin eseri. Kısmen Gaudí’nin Park Güell’inden ilham alan Tarot Bahçesi, her biri Tarot destesinin gizemlerini temsil eden 22 anıtsal figürden oluşan bir heykel parkı. Çelik ve betondan yapılmış, canlı renklerde cam, aynalar ve süslü seramiklerle kaplı, yükseklikleri 12 ilâ 15 metre arasında değişen, yirmi iki, şehvetli, kadınsı ve içinde yürünebilecek üzerine tırmanılabilecek, hatta içinde yaşanabilecek kadar büyük heykeller olan ‘nana’lardan oluşuyor.1979 yılında yapımına başlanan ve 15 Mayıs 1998’de ziyarete açılan, bugün bile gerçek ile hayal, incelik ile abartı arasında asılı kalan bu park, ziyaretçileri rüya gibi masalsı bir dünyada gezdiriyor.

Calder ve George Trakas gibi sanatçıların yaklaşık 60 eserinin doğayla iç içe geçtiği Louisiana Modern Sanat Müzesi

Louisiana Modern Sanat Müzesi – Humlebaek, Danimarka

Çağdaş sanatseverlerin mutlaka görmesi gereken bu müze ve heykel parkı Kopenhag’dan sadece 30 dakika uzaklıkta, Øresund kıyısında Humlebæk’te yer alıyor. Richard Serra, Alexander Calder ve George Trakas gibi sanatçıların yaklaşık 60 eserinin doğayla iç içe geçtiği bu heykel parkı, modern ve çağdaş sanat eserlerinden oluşan geniş bir koleksiyonu, olağanüstü doğal çevreyle benzersiz bir şekilde birleştiriyor.

Roma’nın kuzeyinde, Bomarzo’da, Canavarlar Parkı olarak da bilinen, 16. yüzyılın en eksantrik yaratımlarından biri yer alıyor.

Parco dei Mostri – Bomarzo, İtalya

Roma’nın kuzeyinde, Bomarzo’da, Canavarlar Parkı olarak da bilinen, 16. yüzyılın en eksantrik yaratımlarından biri yer alıyor. Paralı asker komutanı ve sanat patronu Bomarzo dükü Pier Francesco Orsini tarafından mimar Pirro Ligorio’ya yaptırılan, Orsini kalesinin altındaki ormanlık bir vadide yer alan tuhaf heykeller ve mimari çılgınlıklardan oluşuyor. Park, Orsini’nin çok sevdiği karısının zamansız ölümüyle başa çıkmasının bir yolu olmuş; dolayısıyla heykeller sevindirici olmaktan çok şaşırtıcı ve görünüşte rastgele yerleştirilmiş gibi dursalar da, belki de kederden dolayı bozulan zihnini simgeliyor. Bahçeler uzun yıllar boyunca unutulmuş, bakımsız kalmış, ancak 1950’lerde Salvador Dalí park hakkında kısa bir film çekince burası tekrar ilgi odağı olmuş.

Görkemli meşeler ve yükselen İskoç çamı ağaçları arasındaki Dean Ormanı Heykel Yolu, yalnızca sanatçılar için değil, herkes için zengin bir ilham kaynağı.

Dean Forest Sculpture Traıl – Gloucestershıre, İngiltere

1986 yılında kurulan 7 km’lik bu heykel yolu, antik ormanlık alanının kalbinde yer alıyor. Heykellerin bir kısmı geçici bir süre, bir kısmı ise yıllarca orada kalacak ama hepsi çevrelerindeki orman değiştikçe zamanla gelişecek şekilde tasarlanmış. Yıllar boyunca, kariyerlerinin her aşamasındaki sanatçılar bu eşsiz ortam için sanat eserleri yaratmaya davet edilmiş. Ormandan, ağaçlarından, yaban hayatından ve endüstriyel geçmişinden ilham alan, çoğunlukla ahşap, taş ve demir gibi buranın doğal malzemelerinden yapılmış bu eserlerin yanı sıra ağaçların arasında salıncaklar, gözetleme kuleleri ve devasa meşe palamutları bulunuyor. Maden ocaklarını, demiryolu raylarını ve kömür ocaklarını andıran eserler, ormanın Roma öncesi dönemlere kadar uzanan endüstriyel geçmişini de hatırlatıyor. Görkemli meşeler ve yükselen İskoç çamları arasındaki Dean Ormanı Heykel Yolu, yalnızca sanatçılar için değil, herkes için zengin bir ilham kaynağı.

500 adet paslanmaz çelik toptan oluşan Narcissus Garden Inhotim’

Instıtuto Inhotım – Brumadınho, Brezilya

Madencilik patronu Bernardo Paz,1980’lerde peyzaj mimarı arkadaşı Roberto Burle Marx’ın yardımıyla üç bin dönümlük çiftliği bir botanik bahçesine dönüştürmeye başlar. Ardından büyüyen çağdaş sanat koleksiyonunu da barındıracak bir dizi pavyon ve galeri inşa eder. O zamandan beri de Güney Amerika’nın önde gelen açık hava müzesi haline gelir. 2006 yılında halka açılan mülk, ziyaretçilere Yayoi Kusama’nın Burle Marx Eğitim Merkezinin tepesindeki su aynasının üzerinde yer alan çarpıcı eseri ‘Narcissus Garden Inhotim’ eserini görme fırsatı sunuyor.

Bu evredeki gökyüzünü, suyu, bitki örtüsünü ve adından da anlaşılacağı gibi izleyicilerin kendi imajını yansıtan 500 adet paslanmaz çelik toptan oluşuyor.

Hakone, Tokyo’nun birkaç saat güneyinde, 17 dönümlük bir alanda, yaklaşık 120 modern ve çağdaş eseri sunuyor.

The Hakone Open-AIr Museum, Hakone, Japonya

1969’da açılan, Japonya’nın ilk açık hava müzesi Hakone, Tokyo’nun birkaç saat güneyinde, 17 dönümlük bir alanda, ilkbaharda kiraz çiçekleri, sonbaharda farklı yaprak renklerinin arasında Japon ve uluslararası sanatçıların yaklaşık 120 modern ve çağdaş eserini sunuyor. Burada İngiliz heykeltıraş Henry Moore’un iki düzineden fazla eseri ve Isamu Noguchi, Joan Miró, Auguste Rodin gibi ustaların yaklaşık 100 eseri, tam bir Picasso Pavillon’u ve Toshiko Horiuchi MacAdam’ın ünlü “Woods of Net” eseri yer alıyor.

Mexico City’nin kuzeyinde yer alan Las Pozas

Edward James’ Las Pozas – Xılıtla, MexIco

René Magritte, Salvador Dalí ve Leonora Carrington’un arkadaşı ve hamisi olan Edward James, Las Pozas’ın muhteşem bahçesini finanse etmek için sahibi olduğu 20. yüzyılın en büyük sürrealist sanat koleksiyonunu satmış. Mexico City’nin kuzeyinde yer alan Las Pozas, yüksek heykeller, pavyonlar ve yürüyüş yolları, köprüler, havuzlar ve şelalelerle iç içe geçmiş beton yapılardan oluşan 80 dönümden fazla yağmur ormanını kapsıyor. James’in “Sürrealist Xanadu” adını verdiği ve150’den fazla kişinin çalıştığı projenin tamamlanması 35 yıldan fazla sürmüş, 5 milyon dolardan fazlaya mal olmuş. “Aslında Beş, Dört veya Altı Olacak Üç Katlı Ev”in yürüyüş yollarında, hiçbir yere çıkmayan kapılardan, beton çiçeklerin arasından ve gökyüzüne çıkan sarmal merdivenlerden yukarı doğru yürümek, sürrealist bir tablonun içinde yaşamaya en yakın olanıdır. James’in 1984’te ölümünden bu yana tropik ağaçlar ve bitkiler büyümüş ve yapılarla büyük dramatik etki yaratacak şekilde iç içe geçmiş, doğal dünyayı insan yapımı unsurlarla daha da bütünleştirmiştir.

Yorkshire Heykel Parkı, Barbara Hepworth ve Henry Moore gibi seçkin sanatçıların etkileyici heykel yelpazesini çevredeki doğal çevreye kusursuz bir şekilde entegre ediyor.

Yorkshire Sculpture Park – West Bretton, İngiltere

Batı Yorkshire’daki Bretton Hall arazisinin geniş bir bölümünde yer alan Yorkshire Heykel Parkı, geleneksel ve çağdaş sanatın sınırlarının kesiştiği dinamik bir mekân olarak hizmet veriyor. Birleşik Krallık’ın öncü açık hava galerisi ve önde gelen uluslararası bir merkez olarak kurulan bu müze, yalnızca Barbara Hepworth ve Henry Moore gibi seçkin sanatçıların etkileyici heykel yelpazesini sunmakla kalmıyor, aynı zamanda bu çalışmaları doğal çevreye kusursuz bir şekilde entegre ediyor. Ziyaretçilerin görebileceği sanat örnekleri arasında Andy Goldsworthy ve David Nash’in bölgeye özel çalışmaları da yer alıyor. Yorkshire Heykel Parkı, aynı zamanda Barbara Hepworth’ün İnsan Ailesi tablosunun yanı sıra önemli bir heykel koleksiyonunu da Avrupa’da görebileceğiniz tek yer.

Çoğumuz orijinal bir bronz, elle oyulmuş mermer bir heykel veya üfleme camdan yapılmış bir Chihuly heykeli satın alamayız ve Storm King gibi bir açık hava heykel sergisine yer verecek uçsuz bucaksız arazilere sahip değiliz. Ancak sergilerden, parklardan ilham alabilir, kişisel tarzımıza, tasarımımıza ve sahip olduğumuz dış mekâna, boyutuna uygun bir sanat eseri ekleyebiliriz. Sonuçta, asıl izleyici siz olacaksınız, bulunduğunuz yerin ve sanat eserinizin tadını çıkarmalısınız.