Kasım24 , 2022

Metaverse nedir? Sanat Metaverse’te nasıl yer bulacak?

İlgili Yazılar

Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı’sında minyatüre dair betimlemeler

Bu çalışma, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un...

Küratörlük: Çok katmanlı bir evrenin ardında

Müzecilik kavramı ile birlikte ortaya çıkmış olan küratörlük, zaman...

Heykelleri dünyaya “Umut” dağıtıyor…

25 yıldır sanatsal üretimini sürdüren ve eserleri Türkiye’nin yanı...

Açelya Akkoyun: İnsan kendi özünü yaşamalı

Ünlü oyuncu Açelya Akkoyun “İyi ki Kadınım” isimli kitabıyla...

Sefaletine katlanmak için anlatan insan

Kriz zamanlarında özgün fikirler artar ve krizi çözmese de...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

Teknolojiyle pek ilgisi olmayanların dahi sıkça duymaya başladığı metaverse, merak uyandıran ve yakın gelecekteki değişimin altını çizen bir kavram. Günlük ve gerçek hayatın içindeki ekonomi, spor, sanat gibi birçok kavramın da yansımasının olacağı metaverse’e yakından bakıyoruz.

YAZI: İLKNUR EŞSİZ

“Gerçek nedir?” sorusu insanlık tarihinden bu yana sanata, mitolojiye, dinlere, felsefeye ve psikolojiye konu olmuş. Ancak içinde bulunduğumuz çağda yaşanan teknolojik gelişmelerle, sonraki nesiller için belki de önemli bir soru, bir arayış olmaktan çıkacak. Sanal gerçekliğin hızla gerçekle iç içe geçtiği zamanlardayız. Kaynağı, özü ya da anlamı aramak belki akla bile gelmeyecek. Dört duvarı aynalarla çevrili bir odada, sonsuz hareketin kaynağı olan asıl öznenin varlığı önemsizleşecek, her bir yansıma kendini var edecek. Belki de bir süre sonra aynalardaki sonsuz kopyaların gerçek nesnenin yalnızca zihin gücüne ihtiyacı olacak. Böylelikle fiziksel varlığın, insan bedeninin de sonu gelecek.

Televizyon filmleri, sinema ve diziler de bizi bu yeni gerçekliğe hazırlıyor. Netflix’in ünlü serisi Black Mirror, ilk sezonundan bu yana teknolojideki gelişmelerin insan psikolojisi ve toplum dinamikleri üzerindeki etkilerini ele alıyor. Seri, birçok bölümünde de yakın gelecekte yaşanabilecek ütopik-distopik dünyalardaki gerçeği arayışa odaklanıyor. Serinin dördüncü ve beşinci sezonunda ise gerçeklik ve sanal dünyanın iç içe geçmiş hallerini ortaya koyan, bölümler bulunuyor. Dizinin senaristleri, dördüncü sezondaki ‘USS Callister’ ve beşinci sezondaki ‘Striking Vipers’ isimli bölümlerde insanlığın yakın gelecekte sanal dünyayla kuracağı ilişkiye dair öngörülerini sergiliyor. Bir başka deyişle bugünlerde sıkça duyduğumuz metaverse’e önceki sezonlarda olduğu gibi göz kırpıyor.

Yeni bir kavram değil

Öncelikle metaverse’in çok da yeni bir kavram olmadığını belirtmekte fayda var. Yazar Neal Stephenson, sanal gerçeklik ortamlarını, 1992 yılında yayımlanan bilim kurgu romanı ‘Snow Crash’te tanımlıyor ve dahası “metaverse” terimi kendisi tarafından ilk kez bu kitapta kullanılıyor. Elbette o zamandan bu yana artırılmış gerçeklik, sanal gerçeklik, 3D holografik avatarlar gibi teknolojiler günden güne şaşırtıcı gelişmeler gösteriyor.
İngilizce birleşik bir kelime olan metaverse sözcüğü, “ötesi” anlamına gelen ‘meta’ ile “evren” anlamına gelen ‘universe’ün bir arada kullanımıyla ortaya çıkmış. Teknik bir tanımlamayla hakkını verirsek metaverse; “Tüm sanal dünyaların ve internetin toplamını içeren, sanal olarak artırılmış fiziksel gerçekliğin ve fiziksel olarak kalıcı sanal alanın yakınsaması ile oluşturulan ortak bir sanal paylaşımlı alan” diyebiliriz.

Microsoft, toplantıları ilgi çekici ve eğlenceli hale getirmek için karma gerçeklik platformu Mesh’i hayata geçirdi.

Biraz uzun biraz da karışık geliyor haliyle. Kısa ve net bir açıklama arayışındayken; metaverse konusunda ana rekabetin Microsoft, Sony, Apple, Epic Games, Google ve Facebook arasında sürdüğünü hatırlatalım. Her birinin de bu konuda kendi tanımlamalarını yapıp bu evrene hizmet edecek ürünlerini tanıttıklarını biliyoruz. Bu şirketlerin içinde, en yalın tanımlamayı ise kısa bir süre önce konuya dair açıklama yapan Microsoft getirip imdadımıza yetişiyor: “Metaverse, insanların ve nesnelerin dijital temsillerinin -avatarlarının- yaşadığı dijital bir yerdir.”

Meta’nın peşinde olduğu metaverse konsepti, 3D avatarların dahil olduğu, çevrimiçi oyun evrenleriyle benzerlik gösteriyor.

Metaverse, üzerinde çalışan geliştiricilerin açıkça belirttiği üzere, yalnızca bir kişiye ya da şirkete ait olmayacak. Bu amaçla herkesin ulaşıp kullanabileceği bir sanal ağın; merkezi olmayan bir sistemin günümüzdeki internetin sağladığı görevi üstlenmesi bekleniyor.
Facebook CEO’su Mark Zuckerberg de 2021 Haziran’ında bir süredir üzerinde çalıştığı meta evrenine dair projesini duyurdu. Ekim ayı sonunda da Facebook grubu olarak kendisine bir çatı şirket kurarak “Meta” adını verdi. Google da holding şirketinin adını Alphabet olarak değiştirmişti. Mark Zuckerberg, bu gelişmelerin ardından Meta’nın bundan böyle “bir Metaverse şirketi” olacağını duyurdu. Anlaşıldı ki bu proje metaverse ile bağlantılıydı. Facebook olarak -sahiplenmeye çalıştıkları- metaverse’i destekleyecek teknolojik donanımlar oluşturmanın ötesine geçeceklerini duyuran Zuckerberg, birbirine bağlı deneyimlere odaklanacaklarını açıkladı. Teknolojik donanımlardan kasıt sanal gerçeklik gözlükleri, sanal gerçekliği hissedilebilen eldiven gibi yapay zekadan güç alan buluşlar.
Metaverse aracılığıyla, insanların çalışabileceği, oyun oynayabileceği, e-ticaret yapabileceği ve sosyal olarak etkileşime girebileceği yeni nesil, sürükleyici sanal dünyalar var edilmesi planlanıyor. Birden fazla şirket de geniş bir kitleye ulaşmak için meta veri tabanından yararlanmayı planlıyor.

Aslına bakılırsa Meta’nın peşinde olduğu metaverse konsepti, 3D avatarların dahil olduğu, çevrimiçi oyun evrenleriyle benzerlik gösteriyor. Metaverse’in sanal evren ile gerçek dünyayı buluşturan karma gerçekliği içinde, NFT gibi dijital ürünlerin, fiziksel mallar olarak kabul görmesi bekleniyor. Bu beklenti, Zuckerberg’in yaptığı “Metaverse, bireysel yaratıcılara ve sanatçılara büyük fırsatlar getirecek” açıklamasını güçlendiriyor.

Metaverse’teki sanat hareketleri

Metaverse’te arsa alıp galeri açtı
Bugüne kadar NFT satarak dokuz ayda bir milyon dolar kazanan Hint asıllı tasarımcı Amrit Pal Singh, NFT’lerini sergilemek için sanal ortamda bir galeri açtı. 32 yaşındaki sanatçı, Cryptovoxels üzerinden bir arsa satın aldı ve sanal ortamda bir galeri oluşturdu. Galerisine kendi NFT koleksiyonunun adı olan ‘Toy Face Cafe’ ismini verdi. Toplamda 125 bin dolar harcadığı tüm eserleri de galerisinde sergiliyor. Singh, galerisinin ilk katında kendi sanat eserlerini, diğer katlarda da satın aldığı NFT’leri ziyaretçilere sunuyor. Kendisi, metaverse’te açtığı galeriyle kâr etmeyi de hedefliyor.

 

Metaverse içinde geçen ilk öykü
Digivega yazarlarından Ademhan Esen, metaverse’te geçen ilk hikâyeyi yazdı. Digivega’nın kreatif direktörü Serkan Uysal, eseri şekillendirip NFT formatına çevirdi. Sadece 101 adet olan, tipografi, pixel art ve edebiyatın disiplinler arası birlikteliğiyle oluşturulan NFT formatındaki eser, bir aile hikâyesini anlatıyor. Eser, en popüler NFT platformlarından biri olan Opensea üzerinden satışa sunuluyor. Eser, satın alan kişinin okumak istediği dildeki dijital kopyası ve Türkçe orijinali ile geliyor.

Universal Music, Justin Bieber, Shawn Mendes, Rihanna ve Migos’un Metaverse avatarlarını, sosyal platformlarda kullanabilmeyi amaçlıyor.

Hayranlar ürün alıp satacak
Universal Music Group, sanatçılarının dijital versiyonları ile NFT kıyafetlerini ve aksesuarlarını oluşturmak için avatar şirketi Genies ile anlaştı. Universal’ın sanatçılarına metaverse için resmi sanal kimlikler vereceği de duyuruldu. Justin Bieber, Shawn Mendes, Rihanna ve Migos’un Metaverse avatarlarının, sosyal platformlarda kullanabilmesi amaçlanıyor.

Merkezi olmayan sanat müzesi:
NFT sanatçıları için, eserlerini sergileyecekleri bir mekâna ihtiyaç duyuyor. Pixlr Genesis’in metaverse’te sanatçıların, koleksiyonerlerin ve meraklıların bir araya gelebileceği bir topluluk ve yer olmak için tasarlanmış. Metaverse tabanlı galeri ayrıca bir müzayede platformuyla gelecek. Sanat sahipleri, Pixlr meta veri tabanı içinde etkileşime girebilir. Diğer koleksiyoncularla ağ kurma şansına da sahip olabilirler.

Dijital yat, Metaverse’te rekor fiyata satıldı:
Metaverse’te ‘Metaflower’ isimli bir mega yat 650 bin dolara satıldı. Sanal yat, The Sandbox sanal oyun dünyasında satılan en pahalı NFT. Metaverse evreninin bir parçası olarak tasarlanan sanal lüks yat, diğer lüks tesislerin yanı sıra iki helikopter pisti, jakuziler ve bir DJ kabini içeriyor. Lüks yat aslına bakılırsa, The Sandbox sanal oyun dünyası için lüks bir NFT serisinin parçası. Diğer parçalar arasında özel adalar, sürat tekneleri ve jet ski yer alıyor. NFT ürün, bir metaverse geliştiricisi olan Republic Realm tarafından piyasaya sürüldü.

Metaverse yayılınca neler olacak?
Son yirmi yılda izlediğimiz ya da okuduğumuz birçok eser, ismini zikretmeden metaverse’ü konu ediyor. Bugünlerde de belki arama motorlarında en çok aranan, merak edilen konu. Bu gelişmeler bizi zihinsel olarak metaverse’e hazırlıyor.

Metaverse’ü oluşturacak teknik altyapı ve içerik de hazır olduğunda, bu deneyim yaygınlaştığında neler olacak? Kullanıcılar hem fiziksel hem de sanal dünyada eş zamanlı var olabilecek. Siz gerçek dünyada bir kafede otururken, sizin dijital avatarınız da dünyanın herhangi bir yerindeki sanal gerçeklik etkinliğine katılabilecek. Belki sanal bir müzayedeye katılıp NFT tabanlı bir sanat eseri satın alacak. Bu eseri, gerçek ortam üzerinde Artırılmış Gerçeklik (AR) modunda görüp ağındaki diğer kullanıcılarla paylaşabilecek. Henüz metaverse diyebileceğimiz bir gerçeklik deneyimi mevcut olmasa da bu deneyimin tahmin edilenden çok daha yakın olduğuna şüphe yok!

KAYNAKLAR
Facebook
usatoday.com
mashable.com