Mart3 , 2024

Osmanlı duvar resimlerinin sıra dışı örneği: Alaca Cami

İlgili Yazılar

“Gelecek Hatıraları” ve “Tam Yerinden” Sergileri Pera Müzesi’nde Devam Ediyor

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin süreli sergileri devam...

Arnica Art Land Sanat Çalıştayı: Doğduğu toprağa akan sanat…

Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Kurucusu ve Danışma Kurulu...

2. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı’na katılan sanatçılar anlatıyor…

Çalıştaya katılan sanatçılar için birer haftalık bu süreç nasıl...

52. İstanbul Müzik Festivali 21 Mayıs’ta müzikseverlerle buluşuyor

İKSV tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 52. İstanbul Müzik...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

Makedonya’nın Kalkandelen kentindeki Alaca Cami, neredeyse iki yüzyıl öncesinden günümüze ulaşan kent tasvirleri ile Osmanlı duvar resimlerinin en göz alıcı yapılarından biri olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde de yer alan caminin dört duvarında, dünyanın dört bir yanındaki kentlerden izler bulmak mümkün.

Alaca Cami, duvar resimleri ve boyalı nakışları açısından Osmanlı dünyasında öne çıkan bir yapıdır. Duvar resimlerine yönelik ilk çalışmama 2012 yılında bu yapı ile başladım. Hacettepe Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünde lisans bitirme tezimdi caminin bezemeleri. Çalıştığım dönemlerde akademi dünyasının bildiği ve Makedonya’ya yolu düşenlerin tanıdığı bir yapıyken yıllar içinde internetin yaygınlaşması ve sosyal medyanın gücüyle neredeyse bilmeyen kalmadı.


Duvar resimleri ve kalem işleriyle ilgili yaptığım araştırmalar ve çalışmalar üzerine geçen bu 11 yıllık zaman diliminde birçok yapı hakkında yayın çıkartmışken tezden sonra Alaca Camii üzerine hiçbir çalışma yapmadığımı fark ettim. Bu çalışma da benim, bölümün ve değerli tez hocam Pelin Şahin Tekinalp’in kitaplığında bulunan üç nüsha ile sınırlı kaldı. Şimdi geriye dönüş yaptığım bu yazıda, beni duvar resimlerine bağlayan ve çok şey öğreten yapıyı tekrar kaleme almak istedim İthaf Sanat için.

üstte, Alaca Cami, tüm yapıda hiç boş yer kalmayacak ölçüde duvar resimleri ve boyalı nakışlarla bezelidir.

Osmanlı duvar resimleri, devletin erken döneminden itibaren sanatçılar tarafından uygulanmış bir sanat türü. Yüzyıllar içinde değişen, zamanın estetik değerleriyle şekillenen ve hiçbir zaman terk edilmemiş olan bu sanatın yoğun örneklerini, Osmanlı’nın geç döneminde görebiliyoruz. Genellikle kuru sıva üzerine doğal boyalar ile yapılan bezemelerin malzemelerinin ve tekniklerinin yıllar içerisinde çeşitlendiğinden bahsetmek mümkün (Arık, 1976, s. 23-24; Renda, 1977, s. 77-78; Bağcı, 1995, s. 33; Kuyulu, 2000, s.1; Tekinalp, 2002, s.441-442).
Duvar resimleri Osmanlı Devleti’nin bütün coğrafyasında karşımıza çıkar. Dönemin başkenti İstanbul, Anadolu, Orta Doğu, Kafkasya ve tabii ki Balkanlar’da… Balkanlar, duvar resimlerinin çeşitliliği açısından dikkat çekicidir; Yunanistan, Bulgaristan, Kosova, Arnavutluk, Makedonya…

CAMİNİN TARİHİ VE MİMARİ ÖZELLİKLERİ

Burada ele alacağımız yapı, Makedonya’nın Kalkandelen (Tetova) kentindeki Alaca Camii. Araştırmacılar yapının inşa tarihi ile ilgili farklı bilgiler verir; 1495, 1524, 1645 ve 1675 gibi yıllar kaynaklarda geçer. Yapının banileri Hurşide / Hüsniye ve Mensure isimli iki kız kardeştir. Cami, 1833 – 34 yıllarında Abdurrahman Paşa tarafından onarılmıştır. Günümüzdeki bezemeler de bu onarımlarda yapılmıştır (Bilmenoğlu, 1975, s. 37-39; İbrahimgil, 1997, s. 247; Ayverdi, 2000, s. 76; Demirarslan, 2016, s. 159).
Yapı; kare planlı, içten ahşap kubbe, dıştan kırma çatı ile örtülüdür. Geniş bir son cemaat yeri olan caminin kadınlar mahfiline son cemaat yerindeki ahşap merdiven ile çıkılır. Yapının minberi ve mihrabı mermerdir.

Duvar Resimleri ve Boyalı Nakışlar
Alaca Camii, tüm yapıda hiç boş yer kalmayacak ölçüde duvar resimleri ve boyalı nakışlarla bezelidir. Bezemeler hem kuru sıva hem de ahşap üzerine uygulanmıştır. Boyalı nakışlar genellikle bitkisel ve geometrik motiflerden oluşur ve kompozisyonlar birbirine simetrik bir şekilde yapılmıştır. Söz konusu bezemeler caminin dış duvarlarına ve iç mekana nakşedilmiştir.
Duvar resimleri tavan eteklerinde, kubbede ve güney duvarındadır. Ancak en yoğun örnekler tavan eteklerindedir. Neredeyse kesintisiz ilerleyen resimlerde kent ve doğa manzaraları işlenmiştir. Kentlerin ele alınışı farklılık gösterir. Bazı kent tasvirlerinde deniz ön plandayken bazılarında dağlar ve kara parçaları dikkat çeker. Şehir betimlemelerinde çok katlı yapılar, köşkler, surlar ve gemi tasvirleri yoğun bir şekilde karşımıza çıkar. Güney duvarındaki tavan silmesinde yer alan resimde denizin hakim olduğu panoramik bir kent tasviri bulunur (Resim 1). Bu eserde öne çıkan ögelerin başında görünüş itibarıyla saray olabilme fikrini uyandıran bir mimari gelir (Resim 2). Bunun yanı sıra bir köşk tasviri (Resim 3), camın yoğun kullanıldığı yapılar ve kubbeli bir cami dikkat çeker (Resim 4). Tasvir edilen mimari eserler arasında minareler öne çıkar. Bu denli yoğun minarelerin varlığı, akıllara İstanbul siluetini getirir. Saray, köşk, kasır gibi gösterişli yapılarla birlikte minarenin de fazla olması sanatçının hayali bir İstanbul tasviri yaptığını düşündürür.
Batı duvarının tavan eteğindeki panoramik manzara resmi ise deniz veya akarsu tarafından ayrılmış dört kara parçasından oluşur. Doğa temasının yoğun olduğu bu duvarda kuleli yapılar, kırma çatılı evler, cami, köprü, gemi ve ağaç tasvirlerine yer verilmiştir (Resim 5-6).
Kuzey duvarının tavan silmesindeki panoramik manzara tamamen kara parçasından oluşur. Bu bölümdeki resimler belli aralıklarla yapılan çeşitli dini ve sivil mimari betimlemeleridir. Batı duvarıyla kuzey duvarının kesişim noktasında mimari tasvirlerin aynı tonlarda yan yana yapılması resimler arasında bir bütünlük sağlar (Resim 7).
Doğu duvarının tavan silmesinde, deniz odaklı hatta liman kenti olarak tanımlanabilecek panoramik bir kent tasviri vardır. Eserde, iskelelerle beraber karşılıklı duran, birbirine benzer ve diğer kulelerden farklı dört kule görülür. Bunlar bulundukları konum itibarıyla gözetleme kuleleri gibidir. Ayrıca dikkat çeken mimari ögelerin başında kasır tasviri, fıskiyeli havuzların olduğu yapılar, cami ve köşk tasvirleri gelir (Resim 8-9).

 

Resim 9

Tavan eteklerindeki panoramik manzaralar tasvir edilen yerlerin hayali mi yoksa bilinen kentler mi olduğu sorusunu akıllara getirir. Söz konusu silmelerde birden fazla kentin tasviriyle karşılaşılır. Güney duvarındaki minare yoğunluğu İstanbul’u düşündürür. 18 ve 19. yüzyıl gravürleri veya görsel belgeler incelendiğinde aynı yoğunlukla oralarda da karşılaşılır. Anlaşılan o ki hafızalardaki İstanbul hayali bu şekildedir. Yine diğer duvarların silmelerindeki resimler izleyiciyi çeşitli coğrafyalara götürür. Bazı araştırmacılar Venedik’ten manzaralar olabileceğini belirtir (İbrahimgil, 1997, s. 249). Venedik’le ilgili gravürler incelendiğinde topografik olarak duvar resimleriyle benzerlikler vardır. Ancak bu benzerlikler manzara resimlerine tamamen Venedik diyebilmek için yeterli değildir. Yine tavan eteklerindeki kent tasvirleriyle 19. yüzyıl Rodos Adası’na ait gravürlerin ortak noktalarından söz edilebilir. Ayrıca Alaca Camii’nde tasvir edilen kentlerin birer liman kenti olduğu ve Akdeniz kentlerine olan benzerlikleri göz önüne alındığında resimler için sadece bir kent tanımlaması yapmak kesin bir belge bulunmadan çok da doğru olmayacaktır. Bundan dolayı söz konusu betimlemeleri Akdenizlilik içinde ele almak daha doğrudur. Aynı zamanda bu resimlerde sanatçının veya sanatçı grubunun kendi hayal güçlerini de işin içine koyabileceklerini göz önüne almak gerekir.

KUBBEDEKİ DÜNYALAR

Duvar resimlerinin ve boyalı nakışların yoğun olarak karşımıza çıktığı diğer alan kubbedir. Kubbede madalyonların veya çerçevelerin içine yapılmış kent tasvirleri, doğa manzaraları ve vazo düzenlemeleri vardır. Vazo ve çiçek düzenlemeleri, doğa manzaralarıyla ortak bir şekilde oluşturulmuştur. Bu özelliği yansıtan altı örnekteki tek farklılık, vazoların renkleridir (Resim 10).
Kubbedeki diğer çerçevelerde kent kesitleri vardır. Surlar, konutlar, kuleli yapılar, birbirinden farklı iki cami tasviri, çeşme tasviri ve ağaçlar betimlenmiştir. Bu resimler birleştirildiğinde panoramik bir kent manzarası ortaya çıkar (Resim 11-12).

MEKKE TASVİRİ

Camideki son duvar resmi güney duvarındadır. Konum olarak mihrabın batısında, pencerenin üstündedir. Dikdörtgen bir pano içinde kuşbakışı bir Mekke kenti ve Kabe tasviri vardır. Kentte bulunan konutlar, camiler ayrıntılı gösterilmiştir. Resmin sol tarafında dağa çıkan bir yol görülür. Bu yol, dağda bulunan yapılara teker teker uğrayacak şekilde yapılmıştır. Caminin biraz yukarısında sağ tarafta bir minber resmedilmiştir. Ayrıca yol ve Kabe arasında yer alan bölümde dikkat çeken kubbeli bir yapı vardır. Kabe tasvirinin yapıdaki diğer manzara veya kent tasvirlerinden daha farklı, geleneksel Osmanlı resim anlayışıyla yapıldığı görülür (Resim 13).
Mekke tasviri duvar resimlerinde sıkça tercih edilen temalardandır. Birçok kentte bu resmin çeşitli örnekleri vardır. Burada önemli olan husus, resmin yapılışında Delâ’ilü’l-Hayrât’lardaki Mekke kenti betimlemelerinden beslenilmesidir (Arık, 1976, s. 21).

Resim 14

UNESCO DÜNYA KÜLTÜR MİRASI LİSTESİNDE

Genel olarak değerlendirildiğinde Alaca Camii duvar resimleri ve boyalı nakışları açısından Osmanlı dünyasında öne çıkan ve hatta sıra dışı denebilecek bir örnektir (Resim 14). Yapıdaki bezemeler 19. yüzyıla aittir ve sanatçılar tarafından barok, rokoko üslubunda nakşedilmiştir. Ne yazık ki caminin sanatçısı hakkında kesin bilgiye sahip değiliz. Araştırmacılar çeşitli görüşler sunmakla birlikte genellikle varsayımlar üzerinden gidilir. Ancak bu üslubu Balkanlar’da, özellikle Makedonya ve Arnavutluk’un çeşitli kentlerinde takip edebilmek mümkündür. Bundan dolayı adını bilmediğimiz sanatçının veya sanatçı grubunun bu coğrafyadaki farklı yapılarda da çalıştığı düşünülebilir (Kiel, 1990, s. 252; Karaaslan, 2018, s. 184-185).
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan Kalkandelen Alaca Camii’nin bezeme programı onu birçok yapıdan ayrı kılar. Aynı zamanda Balkanlar’da, tarihi birbirinden farklı duvar resimlerinde ortak unsurların bulunması bölgesel beğeninin ve ekolün olduğunu kanıtlar.

KAYNAKÇA:

Arık, R. (1976). Batılılaşma dönemi Anadolu tasvir sanatı. Ankara: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Ayverdi, E. H. (2000). Avrupa’da Osmanlı mimari eserleri Yugoslavya III. İstanbul: İstanbul Fetih Cemiyeti.
Bağcı, S. (1995). Erken Osmanlı kalemişleri üzerine bazı gözlemler. N. Başgelen (Ed.), In memoriam İ. Metin Akyurt Bahattin devam anı kitabı içinde (s. 33-40). İstanbul: Arkeoloji ve Sanat Yayınları.
Bilmenoğlu, N. (1975). Kalkandelen. İstanbul: Kalkandelenliler Yardımlaşma Derneği.
Demirarslan, D. (2016). 19. yüzyıl Osmanlı dini mimarisinde duvar resmi sanatı: Balkanlardan Kalkandelen Alaca Cami örneği. Türk Kültürü ve Hacı Bektaş Veli Araştırma Dergisi, 151-181.
İbrahimgil, M. (1997). Kalkandelen (Tetova) Alaca Cami. Vakıflar Dergisi, 26, 249-266.
Karaaslan, M. (2014). Kalkandelen (Tetova) Alaca Cami boyalı nakışları. Yayımlanmamış Lisans Tezi. Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü, Ankara.
Karaaslan, M. (2018). Kosova’da bulunan geç dönem Osmanlı duvar resimleri ve boyalı nakışlar. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sanat Tarihi Anabilim Dalı, Ankara.
Kiel, M. (1990). Ottoman architecture in Albania (1385-1912). İstanbul: Research Centre for Islamic History, Art and Culture.
Kuyulu, İ. (2000). Anatolian wall paintings and cultural tradition. EJOS (Electronical Journal of Oriental Studies), III, 1-27.
Renda, G. (1977). Batılılaşma dönemi Türk resim sanatı 1700-1850. Ankara: Hacettepe Üniversitesi Yayınları.
Şahin Tekinalp, P. (2002). Batılılaşma dönemi duvar resmi. Türkler, 15, 440-448.