“Daha açık, yeni modeller geliştirmeli”

İlgili Yazılar

19-26 Eylül Kültür Sanat Takvimi: Türkiye’de Bu Hafta Hangi Etkinlikler Var?

Eylül ayının son haftasına girerken Türkiye'nin dört bir yanı...

Contemporary İstanbul’un 21. edisyonu için geri sayım başladı

Türkiye’nin uluslararası alandaki en önemli markalarından biri olan Contemporary...

Eylül ayının ikinci haftası kültür, sanat ve konser rehberi

Eylül ayının ikinci haftasında Türkiye genelinde sahneler hareketleniyor. İstanbul'da...

Sahne ile seyirci arasında bir köprü: Tiyatro eleştirisi

Sanatın tüm alanlarında eleştiri, özünde düşünsel bir üretimdir ve...

John Morley, Coğrafyaların Hafızasını Merqezart’a Taşıyor

Bodrum Marina’da yer alan Merqezart Alternatif Sanat Mekânı, 10...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

Galeri Nev İstanbul Artistik Direktörü Gizem Gedik, genç galericilere ve sanat destekçilerine “inisiyatif alma, girişimlerde bulunma ve yalnızca temsiliyet eksenli olmayan, daha açık modeller geliştirme” önerilerinde bulunuyor. Önümüzdeki yıllarda dijital sergileme, mekânsız aracılık ve danışmanlık yapılarının da gelişeceğine dair görüşlerini paylaşan Gedik, “Sanat üretimi ve yaratıcılık söz konusu olduğunda her zaman bir umut taşımak gerektiğini düşünüyorum” diyor.

DUYGU ÖZSÜPHANDAĞ YAYMAN

E-Bülten'e Abone Olun

Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.

 

Türkiye’de çağdaş sanatın gelişiminde önemli rol oynayan köklü sanat galerilerinden biri olan Galeri Nev İstanbul’un Artistik Direktörü Gizem Gedik, galerilerin piyasada yer edinebilmesi için ciddi bir sermaye ve altyapıya ihtiyaç duyduğunu vurguluyor. Bir yandan galerilerin müzelerin üstlenmesi gereken birçok role de soyunması gerektiği gerçeğinin altını çizen Gedik, galericiliğin geleceğine dair düşüncelerini analitik bir bakış açısıyla dile getiriyor. Ekonomik nedenlerin birçok galerinin kapanmasına yol açacağını, buna karşın sanatçıların kariyer yönetimini üstlenen, destek mekanizması geliştirebilen, düzenli sergi yapan pek çok galerinin ayakta kalacağını kaydederken genç galericilere de “inisiyatif alma, girişimlerde bulunma ve yalnızca temsiliyet eksenli olmayan, daha açık modeller geliştirme” önerilerinde bulunuyor.

Galerilerin üzerine çöken kara bulutlar söz konusu olduğunda konu elbette dijital sanatlara ve NFT’ye de geliyor. Özellikle pandemi sonrasında dijitale, NFT’ye ve yapay zekâya yönelen bir sanat ortamı oluştuğunu belirten Gedik, bu eğilimin karşısında derinleşen “daha geleneksel yönlere yani desene, pentüre, renk kullanımına ve zanaate karşı oluşan ilgiye” dair gözlemini aktarıyor. Yerel ya da küresel nedenlerle yaşanabilecek sıkıntılara işaret etse de nihai değerlendirmesi yüreklere su serpiyor: “Sanat üretimi ve yaratıcılık söz konusu olduğunda her zaman bir umut taşımak gerektiğini düşünüyorum. Bu sorunları fazla kafaya takmadan, hareket etmeye ve destek mekanizmaları oluşturmaya devam etmeliyiz.”

ARTIK CİDDİ BİR SERMAYE VE ALT YAPI GEREKİYOR

Galerilerin rolünün önümüzdeki 5-10 yıl içinde nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?

Galeriler de her yapı gibi yıllar içinde pek çok değişim ve dönüşüm yaşıyor. Öncelikle ülkenin politik iklimi göz önünde bulundurulduğunda galerilerin piyasada yer edinebilmeleri ve tutunabilmeleri artık ciddi bir sermaye ve altyapı gerektiriyor.

Düzenli sergiler yapmanın yanı sıra yurt içindeki ve uluslararası fuarlara katılmak, etkinlikler düzenlemek, yayınlar yapmak gibi pek çok ayağı olan bir yapıdan söz ediyoruz. Aslında müzelerin üstlenmesi gereken ancak müze sayısının azlığı nedeniyle mecburen galerilere ve bireysel yatırımlara yüklenen pek çok unsurla uğraşmak durumunda kalıyorlar. Gelecekte, bugünkü galerilerin bazılarının ekonomik sebeplerle tutunamayacağını ancak sanatçıların kariyer yönetimini üstlenen, birlikte yol alabilen, düzenli sergi ve fuar yapabilen, destek mekanizmaları oluşturabilen pek çok galerinin de var olabileceğini düşünüyorum. Elbette bu durum öncelikle ekonomik modellerine ve güçlerine, tercihlerine, ekiplerindeki iş bölümüne ve istikrarlarına bağlı olacak. Bu açıdan genç galericilerin ve destekçilerin inisiyatif almasını, girişimlerde bulunmasını ve yeni modellerin oluşmasını, örneğin yalnızca temsiliyet eksenli olmayan, daha açık modeller geliştirilmesini mantıklı ve gerekli buluyorum. Ayrıca galerilerin koleksiyonerler için bir güven mekanizması oluşturmaları ve piyasa takibi açısından danışmanlık gibi roller de üstlenebileceklerini düşünüyorum. Bunun yanı sıra pek çok dijital sergileme/galeri modeli, mekânsız aracılık ve danışmanlık yapıları da gelişecektir.

Galeri Nev İstanbul’un, Contemporary İstanbul’daki standı.

BİR KAÇ FARKLI İZLEYİCİ TİPİ OLUŞTU

Günümüzde izleyicilerde en çok yankı uyandıran sanatçı türlerinde veya temalarda değişimler görüyor musunuz?

Elbette pandemi sonrasında özellikle dijitale, NFT’ye ve yapay zekâ ile birlikte bunların kullanımına yönelen bir sanat ortamı gördüğümüz doğru. Ancak bununla birlikte daha geleneksel yönlere yani desene, pentüre, renk kullanımına ve zanaate de ciddi bir ilgi olduğunu gözlemleyebiliyorum. Aslında bu açıdan birkaç farklı izleyici tipi oluştu.Türkiye’deki sosyal gerilimler ve güvencesizlik, genellikle tema olarak sanatçıların işlerinde de yer buluyor ve dekoratif işlerden ziyade, daha üstü kapalı ama mesaj kaygısı taşıyan, tanıklık ve deneyime dair temaların ön planda olduğunu düşünüyorum. ‘90’lar ve 2000’lere kıyasla politik dilin eridiği ancak şifreli ya da indirekt biçimde varlığını sürdürdüğü, daha çok sosyal meselelerle bireysel deneyimleri ön plana koyan bir dil hâkim. Bellek, göç, beden meseleleri devam ederken güç dinamikleri, sosyal dengesizlikler, ekoloji, yeni materyalizm, ekofeminizm, queer dil, travma gibi güncel olarak üzerine konuşulan konular öne çıkıyor.

Çevrimiçi satışlar, dijital sanat ve yeni koleksiyoncu nesilleri gibi küresel trendler stratejinizi nasıl etkiliyor?

Dijital sanat ve yeni koleksiyoncu nesilleri, alışkanlıklarımızı değiştirecek kadar farklı talepler içermedi ve yönümüzü buna göre belirlemek zorunda kalmadık. Ancak çevrimiçi ve hızlı satışlar açısından iletişimin ne kadar belirleyici olduğunu görüyoruz. Artık daha hızlı karar veren, uzaktan karar alabilen, sosyal medya ve görünürlük odaklı bir kitle de var ve bu durum bizi de etkiliyor.

Sanal sergiler, NFT veya yapay zekâ destekli sanat eserleri gibi formatlar deniyor musunuz?

Hayır, bu konulara açık olsak da NFT piyasasının hızla erimesi, yapay zekâyla çalışan sanatçımızın olmaması ve her iki alanda da talep bulunmaması nedeniyle çok üzerinde çalışmadık. Ancak her konuda esnek olmak gerektiğini biliyoruz. Şu an için alışkanlıklarımıza bağlı kaldık, gelecekte nasıl olacağı belli olmaz tabii ki.

Son ekonomik baskılar göz önüne alındığında koleksiyoner katılımında değişiklikler oldu mu?

Fuarlarda görmeye alışkın olduğumuz pek çok koleksiyonerle artık karşılaşmıyoruz, geçmişte bir bienal döneminde galeriye uğrayan koleksiyoner sayısında bir düşüş gözlemliyoruz. Genç koleksiyonerler ortaya çıkıyor ancak bazen nereye yöneleceklerini bilmeden hareket edebiliyorlar. Bu noktada, çok iyi danışmanların hem onlara rehberlik edebildiğini hem de galerilere yönlendirebildiğini söyleyebilirim. Bazı koleksiyonerlerimiz bize verdiği desteği hiç bırakmadı. Ancak genel olarak piyasada bir durgunluk ve ülke gündeminden kaynaklanan keyifsizlik söz konusu olabiliyor.

Nejad Devrim’in kişisel sergisi, Galeri Nev İstanbul’da

ÇEVRİMİÇİ PLATFORMLAR FİYATLAMADA DENGESİZLİK YARATIYOR

Çevrimiçi satış platformları veya sosyal medya, sanatçıların galerileri es geçmesine neden oluyor mu ve bu durum finansal sürdürülebilirliğinizi nasıl etkiliyor?

Bizi doğrudan etkilediğini düşünmüyorum. Bunun nedeni, uzun yıllardır hitap ettiğimiz ve bizi destekleyen koleksiyoner kitlesinin bu satış platformlarına hem ilgi hem de jenerasyon itibarıyla çok yönelmemesi ve ilişkimizin daha duygusal, güvene dayalı bir zeminde ilerlemesi. Ancak elbette daha genç galerileri ve girişimleri etkilediğini söyleyebiliriz. Çevrimiçi platformların kontrolsüz biçimde yayılması fiyatlamada bazı dengesizlikler yaratabiliyor ve genç sanatçıların kariyerlerinin uzun vadede zarar görmesine neden olabiliyor.

On yıl içinde Türkiye’de bir galeriyi ayakta tutma konusunda en büyük endişeleriniz neler?

Galerilerin uluslararası etkinliğinin hem vize hem de ekonomik sebeplerle gerileme riski bulunuyor; döviz kuru ve enflasyon da bu durumu doğrudan etkiliyor. Kurumsal destek ve fonların daralma ihtimali de önemli bir risk. Bunun yanı sıra, sanatçılarda üretim motivasyonunun azalması, koleksiyonerin alım gücü olmasına rağmen üretimin ve alanın daralması nedeniyle farklı alanlara yönelmesi, orta ölçekli koleksiyoner etkinliğinin ekonomik sebeplerle azalması, galerilerin ve küçük ölçekli sanat alanlarının kira ve çalışan maliyetlerinin giderek artması, temsiliyet ilişkileri ve sanatçı beklentilerinin galerilerin taşıyabileceği yükün üzerine çıkma ihtimali gibi pek çok sorun bizi bekliyor olabilir. Buna rağmen, sanat üretimi ve yaratıcılık söz konusu olduğunda her zaman bir umut taşımak gerektiğini düşünüyorum. Bu sorunları fazla kafaya takmadan hareket etmeye ve destek mekanizmaları oluşturmaya devam etmeliyiz.