HB Art Gallery kurucusu Hazım Evrengil, çevrimiçi ve sosyal medya üzerinden yapılan sanat eseri satışlarının manipülatif etkileri olabileceğine dikkat çekerken “Eğitimli, gerçek sanat tüketicisi azaldı. Sanatseverlerin bir sanat eserine bakarak onun hakkında bir düşünce üretmesi onları sanat tüketicisi yapar aslında” diyor.
YAZI: HALİME SÜREK KAHVECİ
E-Bülten'e Abone Olun
Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.
Hazım Evrengil, HB Art Gallery’nin “özellikle pandemi sonrasında sanat eserlerinin çevrimiçi ve sosyal medya üzerinden satılmaya başlamasının ardından, sanatseverlerin sanatçıların dönemsel sergilerini ziyaret edebilecekleri gerçek galerilerin azalması ve bunu hazırlayan ekonomik şartları görmezden gelerek sanat, sanatçı ve sanatseveri buluşturma amacıyla” kurulduğunu anlatıyor. Ekonomik baskıların “sanat tüketicisinin” azalmasına yol açtığını ifade eden Evrengil, “Sanat tüketicisi ifadesinin öneminin altını çizmek istiyorum. Sanatseverlerin bir sanat eserine bakarak o sanat eseri hakkında bir düşünce üretmesi onları sanat tüketicisi yapar aslında. Bunun yerine İnstagram müzayedelerinden eser alan kişiler kendilerini koleksiyoner olarak görmeye başladı. Yani sanat tüketicisi gitti, yerine Instagram koleksiyoneri geldi bir şekilde. Ben sanat tüketicisini koleksiyonere tercih ederim” diye devam ediyor.
Galerilerin rolünün önümüzdeki 5-10 yıl içinde nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?
Türkiye’mizde sanata değer veren ve eğitimli kesimin her geçen gün yaş alması ve ekonomik olarak geri gitmesi sanat piyasasını da etkiliyor. Son 20-25 yılda ekonomik ve sosyal alanlarda yaşanan sıkıntılar en başta sanatçıyı etkiliyor aslında bu, tüm dünya için de geçerli. Türkiye’de Instagram müzayedeleriyle gerçek sanatseverliğin yeri suni olarak dolduruldu. Bu mecralarda 3-5 resim alan, kendisini koleksiyoner olarak görüyor ve başka eserlere, sanatçılara yorum yapabilme gücünü kendinde görebiliyor.
Piyasada buna her gün şahit oluyorum. Bunun tek sebebi eğitim aslında. Okumadan, öğrenmeden, anlamaya çalışmadan bilgi sahibi olduğunu zannetmek biraz çağımızın, belki de ülkemizin sorunu. Sonuç olarak benim anladığım galericiliğin yani sanat ile sanat tüketicisi arasında köprü vazifesi kuracak gerçek galericiliğin daha da geriye gideceğini düşünüyorum
Çevrimiçi satışlar, dijital sanat ve yeni koleksiyoncu nesilleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
Çevrimiçi satışlardan Instagram müzayedelerini anlıyorum. Çevirimiçi satışların kısmen sanata katkısı olsa da manipülatif bir ticaret doğurduğunu düşünüyorum. Bu satışlar, sanatı sevmeyi ya da koleksiyoner olmayı, online müzayedelerden 3-5 resim almaya indirgeyebiliyor.

Sanal sergiler, NFT’ler veya yapay zeka destekli sanat eserleri gibi yeni formatlar deniyor musunuz?
Yurt dışında sanat çevrelerinin, sanatseverlerin daha eğitimli olduklarından sanal sergiler, NFT ya da yapay zekâ destekli sanat eserleri gibi yeni formatlarla devam edeceğini ama bizde bunların daha henüz çok erken olduğunu düşünüyorum.
Son ekonomik baskılar göz önüne alındığında koleksiyonerlerde değişiklikler oldu mu?
Bu son ekonomik baskılar gerçek eğitimli sanat tüketicilerinin azalmasına, yok olmasına sebep oldu. Sanat tüketicisi ifadesinin öneminin altını çizmek istiyorum. Sanatseverlerin bir sanat eserine bakarak onun hakkında bir düşünce üretmesi kendilerini sanat tüketicisi yapar aslında.
Bunun yerine Instagram müzayedelerinden eser alan kişiler kendilerini koleksiyoner olarak görmeye başladı. Yani sanat tüketicisi gitti, yerine Instagram koleksiyoneri geldi bir şekilde.
Ben sanat tüketicisini koleksiyonere tercih ederim. Bugün bir bakıyorsunuz yılların koleksiyoneri bütün eserlerini elden çıkarabiliyor. Bu, hakiki koleksiyoner için biraz zor bir karar.
Çevrimiçi satış platformları veya sosyal medya, sanatçıların galerileri es geçmesine neden oluyor mu?
Bence koleksiyoner ya da sanatçılar, galeriyi devreden çıkarmaya çalışmamalı. Sergilerde önemli olan, sanat tüketicisiyle sanatçıyı, eserini bir araya getirmek. Galerinin en önemli vazifesi bu olmalı diye düşünüyorum. Çevrimiçi ortamlarda böyle bir imkân yok. Sanatçı ürettiği eserleri doğrudan pazarlamamalı, bu şekilde eser satan sanatçılar bir süre sonra çıkmaza düşebildiği gibi eserlerini tüm sanat tüketicileri ile bir araya getirmekte zorlanacak ve asıl hedefe ulaşmak güçleşecektir.
Önümüzdeki on yıl içinde Türkiye’de bir galeriyi ayakta tutma konusunda en büyük endişeleriniz neler?
Tabii, 10 yıl iddalı bir süre. Zaman içinde politik, ekonomik ve sosyoekonomik şartlar çok hızlı değişiyor. Belki 20 sene önce 3-5 yıl gibi süreler için tahminde bulunulabilirdik ama bugün bir sene sonrasını bile tahmin etmeye çalışmak hayalperestlik olur kanısındayım. HB Art Gallery olarak biz de çıktığımız yolda aktif bir süreç yaşıyoruz. Bu süreç bizi Türkiye’nin değişen sosyal ve ekonomik şartlarında bir yere yerleştiriyor. Çıtamızı indirmeden bu yolda inandığımız sanatçılarla sanat tüketicilerinin arasında olmaya devam edeceğiz.
