Mart3 , 2024

30 yıllık sevgi, tutku ve merakın birikimi: ARKAS KOLEKSİYONU

İlgili Yazılar

“Gelecek Hatıraları” ve “Tam Yerinden” Sergileri Pera Müzesi’nde Devam Ediyor

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin süreli sergileri devam...

Arnica Art Land Sanat Çalıştayı: Doğduğu toprağa akan sanat…

Arnica Art Land Sanat Çalıştayı Kurucusu ve Danışma Kurulu...

2. Arnica Art Land Sanat Çalıştayı’na katılan sanatçılar anlatıyor…

Çalıştaya katılan sanatçılar için birer haftalık bu süreç nasıl...

52. İstanbul Müzik Festivali 21 Mayıs’ta müzikseverlerle buluşuyor

İKSV tarafından, Borusan Holding sponsorluğunda düzenlenen 52. İstanbul Müzik...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

Tutkuyla almaya başladığı sanat eserleri zamanla koleksiyona dönüşen, dünyanın en ünlü koleksiyonerlerinden Lucien Arkas, “Sanat benim için bir yatırım ve ticaret aracı değil; öncelik, eserlerin bende yarattığı his” diyor.

Arkas Holding’in kurumsal koleksiyonu olarak profesyonel bir ekipçe yönetilen Arkas Koleksiyonu; resim, heykel, halı, cam, gemi ve kitap koleksiyonlarıyla İzmir’in çeşitli yerlerindeki üç sanat merkezinde sergileniyor. Picasso’dan Ara Güler’e dek Türkiye ve dünyadan farklı eserleri de İzmir’e getiren Arkas Sanat Merkezinin, Elgiz Müzesi ile karşılıklı koleksiyon sergileri halen devam ediyor.

SÖYLEŞİ: DUYGU ÖZSÜPHANDAĞ YAYMAN

“Sanat sevgisi küçük yaşlarda insanın içine işlediğinde hayat boyu devam ediyor”

İş dünyası ve sanat arasındaki sıkı ilişki söz konusu olduğunda akla gelen ilk isimlerdendir, Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas. İzmir Levantenlerinden Arkas ailesinin, denizcilik sektöründeki üçüncü kuşak temsilcisi Lucien Arkas, sanata ilgisini, sevgisini, eşsiz koleksiyonuyla yaşatıyor.
Resim, heykel, halı, cam, kitap ve gemi koleksiyonlarıyla dünyada sanat çevrelerinde sayılı koleksiyonerlerden biri. Ama onunki, salt kişisel bir sevgi değil. İstiyor ki sanat, toplumun her kesiminde yaygınlaşsın. Çocuklar, gençler sanat eserlerini görerek tanıyarak yorumlayarak büyüsün. Bu amaçla 2011 yılında İzmir Alsancak’ta açtığı Arkas Sanat Merkezine (ASM), ertesi yıl Arkas Deniz Tarihi Merkezi ve dünya pandemiyle boğuşurken gelen Arkas Sanat Urla eklendi. Sırada üç yeni merkez daha var. Göztepe, Buca ve Bornova’da üç tarihi yapı, sanat merkezlerine dönüştürülmek üzere restore ediliyor. Göztepe’de 100 yıllık köşkte Türk ressamları sergilenecek. Bornova’daki köşk, Türk halıları koleksiyonunun sergileneceği bir sanat merkezi olarak hazırlanıyor. Buca’daki yapıda ise İzmir tarihi ile ilgili bir merkez kurulması planlanıyor. Babasının halı ve kitap merakıyla sanata ilgi duymaya ve tutkuyla araştırdığı eserleri almaya başlayan Lucien Arkas, yola koleksiyoner olma niyetiyle çıkmamış. Bu alanda dünyaca tanınan isim haline gelen, adına Fransa’da bir sergi salonu bulunan Lucien Arkas ile bugün holdingin kurumsal koleksiyonu haline gelen, profesyonel ekipçe yönetilen Arkas Koleksiyonu’nu konuştuk.

Arkas Sanat’ın ilk göz ağrısı, 2011’de açılan Arkas Sanat Merkezi şimdilerde Elgiz Müzesi iş birliği ile “Elgiz Koleksiyon’unda Mitler ve Hayaller” sergisine ev sahipliği yaptı.

Dünyada pek çok prestijli müzede, sanat merkezinde açtığınız sergilerle ve Arkas Koleksiyonu’ndaki eserlerle uluslararası bir koleksiyoner olarak adlandırılıyorsunuz. Öncelikle bu hikayenin en başına dönüp koleksiyonerliğe ilginizin nasıl başladığından, ilk adımlarınızdan söz edebilir miyiz?
Sanat merakı ve sevgisi, küçük yaşlardan itibaren insanın içine işlediğinde hayat boyu devam ediyor. Ben ailemin sanata verdiği önem ve ilgiden çok etkilendim. Babamın halı ve kitap merakı vardı, ben de onun sayesinde sanata ilgi duymaya başladım. Sanatın içine girdikçe çok farklı alanlar keşfettim ve sanatla ilgilenmek benim için bir tutku haline geldi. İlgim hep canlı kaldı. Fakat tabii bu bir bütçe meselesi. Bütçem elverdiğinde bundan 30 yıl kadar önce ilk başta Türk ressamların eserleriyle başlarken “Ben koleksiyon yapacağım” diye düşünmedim. Zaman içinde, bu tutku doğrultusunda ilgi duyduğum eserleri araştırmaya ve koleksiyonu genişletmeye devam ettim.

Koleksiyonerlik ne değildir? Nasıl koleksiyoner olunur?
Öncelikle, koleksiyonculuk, “toplayıcılık” değildir. Beğeni ve alım gücünün ötesine geçen, sanatın görsel ve kuramsal analizini gerektiren, bu bulguları daima göz önünde bulundurmayı sağlayan bir birikim ve duyarlığı gerektirir. Araştırmak, sevmek, tanımak lazım. Ben de araştıra araştıra, ressamların hayatını inceleyerek niye, neden yaptıklarını bilerek merak ederek bugünlere kadar geldim. Bazıları o kadar güzel portreler yapar ki onları görmeye bir ömür doyamazsınız. İkinci önemli konu, koleksiyonerlik sadece maddi kazanç beklentisi ile yapılmamalı. Sanat benim için bir yatırım ve ticaret aracı değil. Eserlerin maddi değerinden ziyade bende yarattığı his önceliğim oluyor. İlgi duyduğum, bakmaktan keyif aldığım, günlük koşuşturma ve sıkıntılar arasında bana ilham ve mutluluk verecek eserleri seçmeye dikkat ediyorum.

Pandemi koşullarına rağmen Eylül 2020’de ziyarete açılan Arkas Sanat Urla’nın zemin katında, 19. yüzyıl sonu – 20. yüzyıl başı Avrupa resim ve heykel sanatının önemli temsilcilerinin eserleri ziyaretçileri karşılıyor. Üst katta ise 16 ve 17. yüzyıllarda Avrupa hanedanlarına ait, işlevselliklerinin yanı sıra birer sanat eseri niteliğine sahip zırh, miğfer ve silah koleksiyonu, Rönesans duvar halıları ve klasik dönem Anadolu halıları sergileniyor.

Profesyonel ekİbin yönettiği kurumsal koleksiyon

Arkas Koleksiyonu’nu nasıl tanımlayıp gruplandırabilirsiniz? Koleksiyonunuz hangi tür eserlerden oluşuyor?
Arkas Koleksiyonu, benim ilgimle başlayarak tutkuya dönüşen ve benimle birlikte profesyonel bir ekip tarafından yönetilen Arkas Holdingin kurumsal koleksiyonudur. Resim, halı, cam, heykel olmak üzere dört ana eser grubundan oluşan Arkas Koleksiyonu’nda ayrıca kitaplar ve gemi modelleri var.
Resim koleksiyonunun üçte biri Türk sanatçılara ait. 19. yüzyılda askeri okullarda aldıkları eğitim sırasında resim sanatı ile tanışan ve “Asker Ressamlar” olarak anılan sanatçılarla başlayan dönemi, Geç Osmanlı ve Cumhuriyet Dönemi sanatçıların eserleri takip ediyor. Sayıca daha az olmakla birlikte modern döneme ait resimler de var koleksiyonda.
Yabancı ressamlara ait olan bölümde ise 19 ve 20. yüzyıllarda yaşamış, Batı resim sanatının önemli sanatçılarına ait tablolar bulunuyor. Alfred Sisley, Georges Braque, Maurice de Vlaminck, Henri Martin, Louis Anquetin, William Adolphe Bouguereau, John William Godward sayabileceğim ilk isimler. Tablo koleksiyonunun önemli kısmını postempresyonist ressamların oluşturduğunu söyleyebilirim.
Halı bölümü ise şu anda dünyadaki en önemli halı koleksiyonları arasında gösteriliyor. Feshane, Hereke, Kumkapı halıları ve 16’dan 19. yüzyıla uzanan döneme ait Anadolu halıları, koleksiyonun ana hatlarını oluşturuyor. En önemli ortak özellikleri, dönemlerinin en nitelikli örnekleri olması ve tamamının, yaşıtlarına göre çok iyi kondisyonda bulunması. Mesela Uşak halılarına ait çok önemli örnekler var. Dünyada erken dönem Uşak halısı çok az müzede var. Yakın zamanda, bu halıları meraklıları ile paylaşacağımız bir mekanı İzmir’e kazandıracağız.
Cam koleksiyonu, Art Nouveau ve Art Deco cam sanatının en önemli temsilcileri Emile Gallé, Daum Freres ve Lalique’in nadir örneklerini içeriyor. Heykel koleksiyonu da ağırlıklı olarak Avrupalı sanatçıların eserlerinden oluşuyor. Auguste Rodin, Aristide Maillol, Camille Claudel, Jean Baptiste Carpeaux gibi önemli sanatçıların 19. yüzyıl sonu, 20. yüzyıl başına ait mermer, terra cotta ve bronz heykelleri var.

Koleksiyona eser alırken süreç nasıl yönetiliyor?
Arkas Koleksiyonu uzman bir ekiple oluşturuldu ve geliştiriliyor. Dünyanın önde gelen müzayede evlerinden araştırma yapıyor, eserlerin durumları hakkında bilgi ediniyor ve en önemlisi geçmişte satışı yapılmış benzer eserlerle fiyat karşılaştırması yapıyorlar. Bütçeye ve koleksiyonun estetik bütünlüğüne uygun görülen eserler koleksiyona katılıyor. Geliştirilmesi, zenginleştirilmesi, doğru eserlerin seçilmesi ve her şeyden önce konu bütünlüğünün bir arada tutulması amaçlanıyor. Eserin sanatçısı, konusu, ait olduğu dönemin sanatsal üslubunu yansıtması, kondisyonu ve pek tabii koleksiyonun genel karakterine uygunluğu, öncelikli kriterler.

“HALI KÜLTÜRÜ VE SEVGİSİ, AİLEMDEN GELİYOR”

Koleksiyonerliğin bir de sanatseverlerle, halkla paylaşım boyutu var ki sizin de çok önem verdiğiniz bir konu. Arkas Koleksiyonu’ndan eserleri halkla buluşturmak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
2011 yılında Arkas Sanat Merkezini, ardından 2012’de Arkas Deniz Tarihi Merkezini ve 2020’de pandemi koşullarında olmamıza rağmen Arkas Sanat Urla’yı ziyarete açtık. Arkas Sanat Merkezinde 10 yılda 22 sergimizle 700 binden fazla ziyaretçi ağırladık. Bornova’da Arkas Deniz Tarihi Merkezi var. Hepsi ücretsiz geziliyor. Bunun dışında nitelikli tarihi evleri satın alıp sanat merkezi olarak İzmir’in kültür sanat ortamına kazandırmaya çalışıyoruz. İzmir’de restorasyonları devam eden üç ayrı köşkü de sanat merkezlerine dönüştüreceğiz. Bornova’da 1770’lere ait Matthey’s Köşkü var, rektörlüğün yanında 6,5 dönüm bahçe içinde. Orada Arkas Halı Koleksiyonu sergilenecek. Yanı sıra Ayşe Mayda’nın yaşamış olduğu köşk var, yaklaşık 4 yıldır restorasyonunu sürdürüyoruz. Orada da Arkas Resim Koleksiyonu’ndan Türk sanatçılara ait eserler sergilenecek. Buca’da ise eski İzmir Valisi Rahmi Bey’in köşkü var. Orayı da İzmir tarihi ile ilgili bir merkez olarak kente kazandıracağız.

Halı koleksiyonunuz özellikle hangi yönleriyle öne çıkıyor?
Geçmişten bugüne binlerce yıllık geleneği yansıtan halı, Türkiye’nin en önemli kültürel miraslarından biridir. Halı sanatı korunması ve desteklenmesi gereken bir değer. Ailemden kalma halıları, ‘90’lı yılların başından bu yana aldığım antika halılarla zenginleştirdim. Halı kültürü ve sevgisi ailemden geliyor. Bu kültürü yaşatmak ve tanıtmak gerekiyor. Anadolu, tarihte halıcılığın en önemli merkezlerinden biri. En başta bizlerin bu mirasa değer verip sahip çıkmamız lazım, yabancılardan bunu bekleyemeyiz. Bu bir aşk, sevda meselesi, bunu yaratabilmek lazım. Bu tür şeyler yaparsak o zaman halı değer kazanır. Arkas Halı Koleksiyonu’nu ilk defa 2015’te İzmir’de Arkas Sanat Merkezinde sergilemiştik. Ardından 2017’de de İstanbul’da ilk defa Türk ve İslam Eserleri Müzesinde sergiledik. Sergiler vesilesiyle bir kez daha sanatseverlerle paylaşarak bu nadide eserlerin anlaşılıp benimsenmesine katkıda bulunmayı, yeni bilimsel çalışmalara kaynak oluşturmayı ve ülkemizde halıcılığın yeniden eski parlak günlerine kavuşmasını diliyorum. Bu nedenle alıp restore ettirdiğim binalardan biri olan, Bornova’daki 1770’lere ait Mattheys Köşkü’nde Arkas Halı Koleksiyonu sergilenecek.

Arkas Sanat Urla’nın zemin katında, 19. yüzyıl sonu – 20. yüzyıl başı Avrupa resim ve heykel sanatının önemli temsilcilerinin eserleri ziyaretçileri karşılıyor.

“Aldığım ilk tablo, İsmail Hakkı’nın Kuzey Denizi manzarası”

Gemi maketi koleksiyonunuz, Arkas Holdingin faaliyet alanı denizciliğe özgü bir merak gibi görünüyor. Sektörünüze olan ilginizi ve özeninizi mi tamamlıyor gemi koleksiyonu? Bu koleksiyon hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Bizim ana iş kollarımızın başında denizcilik geliyor. Ekmeğimizi denizden kazanıyoruz. Hal böyle olunca onu korumak bir yana, ayrıca bir merakınız da oluyor. Nitekim ilk aldığım İsmail Hakkı’nın tablosu da dalgaların tasvir edildiği Kuzey Denizi’ne ait bir manzaraydı. Zaman içinde Arkas Koleksiyonu’nun yeni katılan gemi maketleri, gemi antikaları, deniz temalı tablolarla zenginleşen bir bölümü, girişindeki dev miyar pusulalı dümen dolabından gemi antikalarına, deniz ve gemi tablolarına, M.Ö. 3000 yılından 21. yüzyıla uzanan süreci yaşatan gemi modellerine kadar 129 gemi maketi, 130 parça gemi antikası ve 120 adet deniz temalı resim sergileniyor. İçerdeki her geminin bir hikayesi var. 1862 Amerika iç savaşında Lincoln Muharebe gemisi olarak kullanılan nehir gemisi River Queen, Çanakkale harekatının kaderini değiştiren ve “dünyanın en ünlü mayın gemisi” unvanını kazanan Nusret, Atatürk’ü Samsun’a taşıyan Bandırma, İkinci Dünya Savaşı sırasında Hawaii’deki Amerikan Pasifik filosunda yer alan ve Japonlar tarafından bombalanmayan tek gemi olan Ankara, Jules Verne’nin “Denizler Altında Yirmi Bin Fersah” eserinde yer alan, hayal ürünü denizaltı Nautilus, ilk seferlerinde denizlere gömülen Wasa ve Titanic, Amerika kıtasının keşfinde kullanılan Santa Maria – Nina – Pinta karavelleri ve 20. yüzyıl başındaki mübadelede yüzlerce yolcuyu taşıyan ve Bedri Rahmi Eyüboğlu, Rıfat Ilgaz gibi pek çok ünlü yazara esin kaynağı olan Gülcemal gemileri ile Osmanlı İmparatorluğu’nun Birinci Dünya Savaşı’na girme sebepleri arasında gösterilen Yavuz ve Midilli gemileri yer alıyor.

En üstte, Lucien Arkas, ilk aldığı tablonun, İsmail Hakkı’nın Kuzey Denizi’ne ait bir manzarası olduğunu belirtiyor. üst solda, Fransız heykeltraş Jean-Baptiste Carpeaux (1827-1875) tarafından yapılan heykel
üst sağda, Art-Nouveau cam sanatının öncülerinden Emile Gallé’(1846-1904) tarafından yapılmış cam vazo

Arkas Sanat Merkezini, tüm sanat faaliyetlerinizin merkezi olarak tanımlayabilir miyiz? Yoksa Urla da kendi içinde bir merkez mi?
Bahsettiğim üç sanat merkezi halihazırda ziyaretçilerini ağırlıyor. Üç sanat merkezi de yolda. Her biri birbirinden ayrı mekanlar ve değerler. Arkas Sanat Merkezi ilk açılan sanat mekanımız oldu. O da 10 yılını devirdi. Şimdiye kadar 22 sergimizle 700 binden fazla ziyaretçi ağırladık. Merkez, bu kadar zamanda 5 ödül aldı. İlk akıllara gelen Arkas Sanat Merkezidir. Louvre, Rijksmuseum, Musee Picasso- Paris, Musee D’Orsay Paris, Fransa Ulusal Arşivleri,Fransa Ulusal Kütüphanesi, Palais Garnier gibi pek çok önemli müze ve kurumla iş birliği yaptık. Arkas Sanat Merkezinde paylaşımlarımızı genişlettik, yalnızca ulusal değil uluslararası sanat dünyasında da yer edindi. Örneğin Picasso bizi seçti ve geldi. Bunu bilgi, tecrübe ve doğru kurulan ilişkilerle başardık. Son olarak Elgiz Müzesi ile yaptığımız koleksiyon takası sayesinde İstanbul – İzmir arasında bir sanat köprüsü oluşturduk. Karşılıklı ev sahipliği çok kıymetli. Arkas Koleksiyonu’nda “Doğa, Bahçeler, Düşler” ve Elgiz Koleksiyonu’ndan “Mitler ve Hayaller” sergileri 31 Temmuz’a kadar ücretsiz gezilebiliyor.
Diğer yandan açtığımız yeni sanat merkezlerinde de farklı eserler var. Arkas Sanat Urla’da, Arkas Koleksiyonu’ndan derlenen bir seçki yer alıyor. Rönesans Dönemi duvar halıları, Avrupa hanedanlarına ait zırhlar ve silahlar ile Post Empresyonist Dönem’e ait resim ve heykel sanatından örnekler de orada. Avangart akımların Georges Braque, Moise Kisling, Maurice de Vlaminck, Francis Picabia, Andre Derain, Maurice Utrillo, Edouard Vuillard gibi önemli sanatçılarının yanı sıra Avrupa’nın köklü heykel geleneğini 20. yüzyılın modern sanatına taşıyan Auguste Rodin, döneminin en önemli kadın heykeltıraşlarından Camille Claudel ve klasik yorumuyla Aristide Maillol, heykelleri sergilenen önemli sanatçılar, sergide öne çıkan eserler arasında.

İzmir Bornova’da geçmişi 1800’lere dayanan binasıyla kendisi de tarihi bir değer olan Arkas Deniz Tarihi Merkezi, 2012 yılından bu yana ziyaretçilere açık.

Öğrencilerin, okulların bu merkezlere ilgisi nasıl? Atölye çalışmaları, okul gezileri düzenleniyor mu?
Açıldığımız günden bu yana İzmir ve çevresindeki okullardan binlerce öğrenci grubu ve eğitmen ağırladık. Şunu söyleyebilirim ki özellikle Arkas Sanat Merkezi, okulların sanatsal geziler için ilk tercih ettiği mekân haline geldi. Çocukların, gençlerin ziyaretinden ayrıca mutlu oluyoruz. Şimdiye kadar 55 binin üzerinde çocuk, sergilerimizi gezdi. Biz çocuklara her sergimizdeki konulara özel Arkas Sanat Merkezinde atölye etkinlikleri yapıyoruz. Sanat sevgisi çocukken başlar ve tanıdığınız bir şeyi seversiniz, o nedenle sanatı onlara ulaşılabilir kılmaya, tanıtmaya ve sevdirmeye çok önem veriyoruz. Onlara Picasso’yu tanıttık mesela. Picasso resimlerine bakıp çocukların hayalindeki resimleri çıkarttık. Bu çocukların içinden iki üç ressam çıkarabilirsek bravo bize.

Şubat 2017’de İstanbul’da ve aynı yıl Nisan ayında İzmir, Arkas Sanat Merkezinde iki önemli Victor Vasarely Retrospektifi Sergisi’ni açan Arkas, koleksiyonundaki eserleri bu kez de Vasarely Vakfında Lucien Arkas adı verilen odada sergiliyor.

Fransa’da Lucien Arkas adlı sergi salonu var

Fransa’da, çağdaş sanatçı Victor Vasarely’nin adını taşıyan vakıfta Lucien Arkas adı verilen bir sergi salonu var. Koleksiyonunuzda Vasarely’ye ait eserlerin sergilendiği bu salonun hikayesini okurlarımızla paylaşır mısınız?
Victor Vasarely, Arkas Koleksiyonu’nda önemli eserleri bulunan, op art’ın kurucusu, sanat tarihindeki önemli sanatçılardan biri. 2010 yılında Victor Vasarely’nin torunu Pierre Vasarely ile tanıştık ve Arkas Sanat Merkezinde Victor Vasarely’nin eserlerinin sunulacağı bir sergi organize etmeye karar verdik. Böylelikle önce Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi iş birliğiyle İstanbul’da, sonra da İzmir’de, Arkas Sanat Merkezinde iki önemli sergi düzenledik. Bu değerli iş birliği ve dostluk neticesinde, 2017 yılında Aix en Provence’de bulunan Fondation Vasarely’de bir salon Arkas Koleksiyonu’na ayrıldı. Koleksiyondaki Vasarely eserlerinin bir bölümü, Lucien Arkas adı verilen bir odada sergileniyor.