Kasım24 , 2022

“Türk müziğinde çeşitlilik zenginliktir”

İlgili Yazılar

Orhan Pamuk’un Benim Adım Kırmızı’sında minyatüre dair betimlemeler

Bu çalışma, 2006 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Orhan Pamuk’un...

Küratörlük: Çok katmanlı bir evrenin ardında

Müzecilik kavramı ile birlikte ortaya çıkmış olan küratörlük, zaman...

Heykelleri dünyaya “Umut” dağıtıyor…

25 yıldır sanatsal üretimini sürdüren ve eserleri Türkiye’nin yanı...

Açelya Akkoyun: İnsan kendi özünü yaşamalı

Ünlü oyuncu Açelya Akkoyun “İyi ki Kadınım” isimli kitabıyla...

Sefaletine katlanmak için anlatan insan

Kriz zamanlarında özgün fikirler artar ve krizi çözmese de...

PAYLAŞMAK GÜZELDİR!

Ekim ayında “Misket” isimli teklileriyle yeniden müzikseverlerle buluşan Soft Analog’un kurucuları İdil Tavşanlı ve Ömer Çelik ile keyifli ve samimi bir sohbet gerçekleştirdik.

SÖYLEŞİ: SEMA USLU

Havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez ama Ankara’dan çıkan müzik grupları bir başkadır. Bu büyükşehrin kalabalığı ve kasveti insana ilham verir belki de ve sanatın her dalının en iyi örneklerinin tohumlarını yeşertir.

Yeşermeye başlayan bu tohumlardan biri de son zamanlarda sıkça karşımıza çıkmaya başlayan Soft Analog grubu. Henüz 23 yaşındaki iki üniversiteli genç olan İdil Tavşanlı ve Ömer Çelik aslında müzik üzerine bir eğitim almamış. İdil Tavşanlı Bilkent’te Psikoloji, Ömer Çelik ise Hacettepe’de İktisat eğitimi alırken müzik onların yollarını kesiştirmiş ve çok özgün melodiler çıkmış ortaya.

İlk olarak 2019 yılının Ekim ayında “Boşluğun İçinde” adlı teklilerini piyasaya süren ikili, 2020 yılında da üç yeni tekliyle karşımıza çıktı ve adeta Türk müziğine yeni bir soluk getirdi. Synth-pop, indie pop ve dream pop türlerini harmanlayarak ürettikleri parçaları geniş bir dinleyici kitlesine ulaşan Ankaralı grup, 2021 yılının Temmuz ayında ise beş parçadan oluşan “Arasında Dünyanın” adlı EP’sini yayınladı. Son olarak geçen Ekim ayında, Halk Müziği’nin sevilen türkülerinden “Misket”in cover teklisiyle yeniden karşımıza çıkan Soft Analog, bu son çalışmasıyla da büyük beğeni toplamaya devam ediyor. Gelin şimdi, müzik yolculuklarında istikrarlı bir şekilde ilerleyen Soft Analog’u daha yakından tanıyalım…

Müzikle yolunuz nasıl kesişti?

İdil Tavşanlı: İkimiz de çocukluğumuzdan beri müzikle ilgiliydik diyebiliriz, çok müzik dinleyip sevdiğimiz tarz müzikleri çalmaya çalışarak başladı müzikle ilişkimiz. Hatta lise yıllarında ikimizin de ayrı ayrı yaptığımız bestelerimiz de var.

Peki, nasıl bir araya geldiniz?

İdil Tavşanlı: Üniversitede tanışmış olduk. O dönem Ömer kendi bestelerini yapıyordu ve yayınlıyordu. Bu süreç içinde ikimiz de farklı sound’lar keşfettik, sonrasında bir noktada birlikte müzik yapmayı konuştuk ve birlikte üretmeye karar verdik.

Biraz da üretim sürecinizden bahsedelim. Hem çok yeni hem çok tanıdık bir sound’ınız var. Müzikal açıdan nelerden besleniyor ve ilham alıyorsunuz?

Ömer Çelik: Dinlemeyi sevdiğimiz ve ilham aldığımız birçok müzisyen-grup var. İzlediğimiz şeyler bir yana, beslendiğimiz yer kendi hayatlarımız, yaşadığımız yerler, kazandığımız deneyimler hakkında yaptığımız gözlemler. Şarkılarımızda bunları daha müzikal bir biçimde bazen de eleştirel bir yandan aktarıyoruz. Bu sayede pek çok insanın ortak yaşam deneyimlerine de değinebildiğimizi düşünüyoruz.

Bestelerinizi birlikte mi yapıyorsunuz?

İdil Tavşanlı: Evet, besteleri birlikte yapıyoruz ve şöyle bir yol izliyoruz; herhangi birimiz bir melodi, bir söz ile geldiğinde birlikte oturup bir şarkıya dönüştürmeye başlıyoruz. Bir yandan bir şarkı direkt olarak demo ile de başlayabiliyor, genelde Ömer’den geliyor bu demolar (gülüyor).

Çok başarılı bir cover olan “Misket” tekliniz Ekim ayında dinleyiciyle buluştu. Nasıl tepkiler aldınız bu tekliyle ilgili? Ankaralı bir grup olmanızın da etkisi vardır elbette bu çalışmanızda?

Ömer Çelik: Güzel tepkiler aldık çoğunlukla, bu da bizi çok sevindirdi. Bu parçayla biraz esprili, bir yandan da keyifli bir şey ortaya koymayı hedeflemiştik ve evet özellikle Ankara’dan bir türküyle bunu yapmak istedik (gülüyor). Sanırım hedefimize de ulaştık, özellikle konserlerde buna ulaştığımızı gözlemleyebiliyoruz. Misket, izleyicileri dans ettirmeyi başarıyor.

Başka cover’larınız da olacak mı? Gelecekte dinleyicilerinizi neler bekliyor?

Ömer Çelik: İlerde tekrar cover yapmayı düşünüyoruz fakat yakın gelecekte asıl önceliğimiz biraz daha kendi bestelerimizde olacak. Özgün üretimi kıymetli buluyoruz ve üzerine çalıştığımız parçalarımız mevcut.

Peki, siz kendinizi gelecekte nerede görmek istiyorsunuz?

Ömer Çelik: Biz hayal kurmayı seven ve bu hayallerle yüksek hedefler belirleyen bir grubuz. Gelecekte kendi ülkemizin yanı sıra yurt dışında da sahnelerde, festivallerde kendimizi görüyoruz, hatta oyun müzikleri ya da film müziklerinde de yer almayı çok istiyoruz.

Müzikal açıdan yerli/yabancı etkilendiğiniz, beğendiğiniz isimler kimler?

İdil Tavşanlı: Dinlemekten keyif aldığımız ve bize ilham veren birçok isim var. Örneğin; Parcels, Röyksopp, L’impératrice, Daft Punk gibi. Severek dinlediğimiz yerli de çok isim var tabii ki. İlk aklımıza gelenlerden birkaçı; Polen, Mert Demir, Hedonutopia ve Büyük Ev Ablukada diyebiliriz.

Biraz klişe olacak belki ama, hayatınız bir film olsaydı bu filmin müziği ne olurdu?

Ömer Çelik: Ólafur Arnalds- Glepya Okkur

İdil Tavşanlı: Charlotte Gainsbourg- Deadly Valentine.

Son olarak, günümüz Türk müziği hakkında neler düşünüyorsunuz?

İdil Tavşanlı: Günden güne daha farklı şeyler denendiğini, daha yaratıcı yorumlar katıldığını düşünüyoruz özellikle alternatif müzikte. Bir yandan biz de dahil olmak üzere daha özgür davranmak gerektiğini, bir kısıtlama koymadan gönlümüzden geçen müziği yapmamız gerektiğini düşünüyoruz. Yeni şeyler deneme cesaretinin ve çeşitliliğin Türk müziği için de bir zenginlik olduğuna inanıyoruz.

Eklemek istedikleriniz neler?

Çok teşekkür ederiz, herkese sevgiler.