Sanat dünyasında 30 yıllık deneyimiyle ülkemizin sanat atmosferine büyük katkı sunan Sabiha Kurtulmuş, Z kuşağının kendi ekosistemini kurmasının galericiliği rutin işleyişinden çıkaran gelişmelerden biri olduğunu vurguluyor. Artan giderlere de dikkat çeken Kurtulmuş, “Galerilerin özellikle bu dönemde daha fazla marka yönetimi ve sürdürülebilirlik üzerinde çalışması gerekecek” diyor.
YAZI: DUYGU ÖZSÜPHANDAĞ YAYMAN
E-Bülten'e Abone Olun
Sanata dair seçkiler ve yeni içeriklerden ilk siz haberdar olun.
MERKUR Galerinin kurucusu Sabiha Kurtulmuş, Türkiye’de galerici olmak, sanat fuarları ve koleksiyonerlik konularında görüşlerine başvurulan önemli isimlerden biri. Sanat dünyasındaki 30 yıllık deneyimiyle birçok sanatçıya destek olan, sanat algısına yön verme ve yeni bir söylem yaratma imkânı sunan Sabiha Kurtulmuş’un önceliği hep ülkemizin sanat ortamında yeni ve taze bir atmosfer yaratarak genç sanatçıları sanatseverlerle buluşturmak olmuş. 2010 yılında kurduğu MERKUR Galeri de genç sanatçılara galeri içinde yeni alanlar yaratan bir sanat kuruluşu. Genç sanatçıların işleri, özgünlüğü ve güvenilirliği bir arada var ederken farklı mecralarda deneysel tekniklerle ürettikleri yapıtları etkileyici bir biçimde sergileniyor bu galeride. Viyana, Singapur, Meksika, Barcelona, Santa Fe, Londra, Abu Dhabi, Münih, Paris gibi birçok önemli şehirde sanat fuarlarına katılan MERKUR’ün başlıca hedefi, genç sanatçılarıyla birlikte; bugünün teknolojisi ve endüstrisinin getirdiklerini sanatsal dil aracılığıyla yeniliklere açık bir biçimde izleyici ile buluşturmak olmuş. Galerilerin rolü ve geleceği üzerine sorularımızı yanıtlayan Kurtulmuş’un üzerinde durduğu noktaları, Z kuşağının sanata bakışının galericiliğe etkisi, çevrimiçi satış eğiliminin eserin satış rakamına bağlı olması, ekonomik baskıların yeni projeleri hayata geçirmeyi engellemesi şeklinde özetlemek mümkün. NFT ve yapay zekâ destekli sanat eserlerine yönelik yaklaşımı ise çok net: “NFT çöküşü sonrası dijital sanata ilgi oldukça düşük. Kişisel olarak ilgilenmiyorum ve galeri olarak çağdaş sanatın klasik medyumlarına yer vermeyi tercih ediyorum.”

Z KUŞAĞI, GALERİCİLİĞİ RUTİN İŞLEYİŞİNDEN ÇIKARDI
Galerilerin rolünün önümüzdeki 5-10 yıl içinde nasıl gelişeceğini düşünüyorsunuz?
Son dönemde okuduğumuz veya duyduğumuz birçok haberde 20-30 yıldır sanat dünyasında etkin ve ünlü galerilerin kapandığını veya yapı değişikliğine gittiğini görüyoruz. Bunun yanında mega galerilerin de hiç olmadığı kadar öne çıktığını, ödenek yetersizliğinden uzun zamandır iyi sergiler açamayan müzeler adına görkemli sergilerin ev sahipliğini üstlendiğini izliyoruz. Z kuşağının daha günlük gelişmelere adapte olmayı hedefleyen yapılanması ve kendi ekosistemini kurması galericiliği rutin işleyişinden çıkaran gelişmelerinden biri. Genç koleksiyonerlerin bütçeleri kısıtlı ve ilgileri daha kısa süreli. Galerilerin giderleri çok arttı ve bu, orta segment galerilerin hareket alanını kısıtlıyor, kâr marjını daraltıyor. Bizde ise kur farkı hem uluslararası hareketliliğimizin önünde engel hem de sanatçıların üretim maliyetlerinde sorun. Galerilerin özellikle bu dönemde daha fazla marka yönetimi ve sürdürülebilirlik üzerinde çalışması gerekecek.
Günümüzde izleyicilerde en çok yankı uyandıran sanatçı türlerinde veya temalarda değişimler görüyor musunuz?
Uzunca bir dönem genç sanatçı keşiflerine odaklı bir izleyici ve alıcı profili vardı. Şimdi ise daha kariyerli ve sanat dünyasında etkin olan, koleksiyonlarda yerleşik sanatçıların sergileri ve üretimleri izleniyor. Orta kuşak sanatçıların öne çıkma ve görünür olma zamanı olduğunu düşünüyorum. Genç sanatçıların yanlış fiyatlandırılmaları alıcıyı daha güvenli sanatçı arayışına yönlendiriyor.
Çevrimiçi satışlar, dijital sanat ve yeni koleksiyoncu nesilleri gibi küresel trendler stratejinizi nasıl etkiliyor?
Çevrimiçi satış, Covid-19 döneminde öne çıkan ve hâlâ da güçlü bir şekilde devam eden bir eğilim. Belli bir rakama göre alıcılar için güvenli online kanallar, alımı hızlandırıyor. Ancak belli bir fiyatın üzerinde çıkan önemli bir eser için yine bire bir ilişki önemli. Öne çıkan belli başlı isimler dışında dijital sanat çok güvenilir değil. Çağın hızına ayak uydurmayı hedefleyen dijital sanatla tarihe iz bırakan, bellek oluşturan sanat yapıtının konumlanması kesinlikle aynı şey değil. Dünya üzerinde baktığımızda dijital ya da AI sanat toplayanların oranı yüzde 1 ile yüzde 3 civarında.

DİJİTAL SANATA İLGİ OLDUKÇA DÜŞÜK
Sanal sergiler, NFT’ler veya yapay zekâ destekli sanat eserleri gibi yeni formatlar deniyor musunuz?
NFT çöküşü sonrası dijital sanata ilgi oldukça düşük. Kişisel olarak ilgilenmiyorum ve galeri olarak çağdaş sanatın klasik medyumlarına yer vermeyi tercih ediyorum.
Son ekonomik baskılar göz önüne alındığında koleksiyoner katılımında değişiklikler fark ettiniz mi?
Koleksiyoner daha az alıma ya da yüksek indirim talepli alıma yöneldi. Galerilerin koleksiyonerler ile ilişkilerini kuvvetlendirmeleri önemli. VIP sunumlar öne çıkıyor. Alıcılar kariyer odaklı alıma yöneldiler diyebilirim.

Çevrimiçi satış platformları veya sosyal medya, sanatçıların galerileri es geçmesine neden oluyor mu ve bu durum finansal sürdürülebilirliğinizi nasıl etkiliyor?
Gerek çevrimiçi gerekse sosyal medya üzerinden bir koleksiyonerin alım yapması yatırım mantığıyla ilerliyor. Sanatçının kariyeri ve fiyat geçmişi, yeniden satış potansiyeli, sanatsal ve piyasa içinde görünürlüğü önemli. Şimdilik duygusal alımların dışındalar diyebilirim. Bu süreçlerden emin olmak için bizlere mutlaka ihtiyaç duyuyorlar.
Önümüzdeki on yıl içinde Türkiye’de bir galeriyi ayakta tutma konusunda en büyük endişeleriniz neler?
Yüksek kur ve galeri maliyetleri (kira, eleman, taşıma gibi) çok ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Galeriler gelir elde etse bile giderlere yetişmekte ciddi olarak zorlanıyor. Bu durum, hayal etmek ve proje yapmanın önünde çok ciddi bir engel oluşturuyor.

